Tek bir kişi

Tek Kişilik Flash Oyunları, Oyun Oyna, Yeni Oyunlar, Popüler Oyunlar, Seçme Oyunlar, Güzel Oyunlar, Tüm Oyunlar, Online Bedava Oyunlar, Çevrimiçi Oyunlar Bir de bu kadar kişi yorumunu beğenmiş, dediklerini onaylamış. Dediklerinde gram bilgi ve mantık yok üstelik. Kendisinin abisi lüksü yaşıyor diye bütün dünyayı keyif çatıyor zannediyor herhalde. Sanki bir kadınlar ölüyor bu dünyada sanki bu dünya bir tek onlara zor sanki bize havadan para pul mal mülk yağıyor. Ülkenin ... Tek Bir Kişi, 52 Kişiye 2,5 Saatte Koronavirüs Bulaştırdı ... Bu nedenle, bir kişi konuştuğunda, hapşırdığında veya öksürdüğünde, etrafındaki her şey virüs içerebilen damlacıklar ile kirlenebilir. Bu yüzeylere dokunduktan sonra ellerini yıkamadan, yüzüne götüren kişiler ise yüksek oranda hastalığın pençesine ... Ne dediğini bir tek kişi anladı! 2020-09-06T17:03:08+03:00 ... Komedi tarzındaki filmde Hazal Kaya ile partner olan Tuna, yaptığı son paylaşımla ise bir tek Aslı Kızmaz’ı güldürdü! Onur Tuna, sette karavanda verdiği bir pozunu instagram sayfasından paylaştı. Oyuncu, paylaşımına “Haftaya cumartesi palet 1’deyiz ... Altun: Avukatlık Kanunu tek bir kişi değiştiriliyor! Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan Altun, Avukatlık Kanunu’nda yapılacak değişikliğin, 80 baro başkanının itirazına rağmen TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’nu tekrar o makama seçtirmek için yazılan bir kanun metni olduğunu savundu. Tek oturuşta 150 bin kişi kapasiteli yemek fabrikası açıldı Bursa'da günde 150 bin kişiye yemek çıkartacak, özel teknoloji ile donatılmış ve Covid-19 tedbirleri kapsamında belgeleri ... Öncelikle şunu belirterek başlamakta fayda var: Elbette ki günümüzden 2 milenyum önce yaşadığı iddia edilen bir şahsın gerçekten İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: 'Şu HDP'de aklı başında olan bir tek kişi yok mu yahu, tek bir kişi?' Sefirin Kızı dizisinde izleyicinin tutunacağı tek bir dal kaldı! 2020-09-08T09:54:36+03:00 kategoriler Dizi Haberleri. TelevizyonGazetesi.com / Detay -Sefirin Kızı dizisinde Uraz Kaygılaroğlu, Gediz Işıklı ile yükseldikçe yükseliyor!

İLİŞKİ, HAYAT, KİŞİLİK SORUNLARI HAKKINDA

2020.09.17 02:37 LairdLion İLİŞKİ, HAYAT, KİŞİLİK SORUNLARI HAKKINDA

Selam beyler, umarım iyi gidiyordur her şey. Öncelikle bu post uzun olacak, vakti olmayan dostların uğraşmasına gerek yok. Tercihim hayat tecrübesi çok olan abilerimin cevap vermesi aslında. Troll davranacaklar da postu okuduktan sonra zaten ciddi şekilde cevap verirler diye umuyorum, pek taşşak geçmelik bir havada değilim. Şimdiden teşekkür ederim.

Genel olarak sorunlarım çok küçük yaşlarda başladı. Maddi anlamda ailem tamamen dipteydi diyebilirim. Orta okulun yarılarına kadar da aynı şekilde devam etti; okula haftalık bir kaç lirayla giderdim, o şekilde bir durum. Tabii bu durumda pek fazla bir şey alınarak, mutlu mesut yetiştiğimi söyleyemem. İki halam, yatalak bir babaannem ve ebeveynlerim ile büyüdüm. Anne ve babam sinir hastalıklarından dolayı yıllardır bir psikiyatri doktoru ile yakınlar, küçük yaşlarda çoklu kişilik bozukluğu ile tanıştım; o doktor sağ olsun ilerleyen yaşlarıma kadar ağır ilaçlar kullanmamı engelledi. Lakin zaman geçtikçe ben bozukluğa alıştım, dışarıya bunu yansıtmayı kestim. Beni tanıyan çoğu kişi bu bozukluğu bilmez bile, o derece kapattım kendi içime. (Bilmeyenler için çoklu kişilik bozukluğu birden fazla kişiliğiniz olmasına sebep oluyor. Çoğu vakada kişilikler birbirinden bağımsız, hatta anıları bölünmüş halde oluyorlar. Benim durumum bundan bir nebze farklıydı, tamamını açıklayacak enerjim yok maalesef :) .) Neyse, orta okulda görebileceğiniz en itici tiptim, erken ergenliğe girmemden kaynaklı boyum çok erken attı, tüm yüzüm sivilcelerle doldu ve daha kötüsü büyük bir burnum vardı. Ama nasıl bir burun, yüzümün yarısını kaplıyordu neredeyse. E bu durumlardan dolayı çoğu kişinin dalga geçtiği bir tiptim; tüm bunlar birleşince bir zaman sonra pasif agresiflik tanısı da konuldu. Orta okul benim için en boktan dönemlerimdi belkide. Ama önemli olan kısım bu değil, sadece fikriniz oluşsun diye açıkladım.

Orta okulda, gittiğim dershanede bir kız ile tanıştım. O dönemde çoğu kişinin ağzının suyu akardı kızı görse ama hem bozukluğum sebebi ile hem de o dönemler hiçbir şey umurumda olmadığından yakın birer arkadaş olduk. Cidden söylüyorum, hayatımda gerçekten güvendiğim tek insan oldu. Ve aklımdan bir kez bile sevgili mevzuları, cinsellik falan geçmedi. Dediğim gibi bütün erkeklerin bir ortamda gözünü alamayacağı bir tipti ama benim için öz kardeşim oldu. Zaten tek çocuk olduğumdan her zaman yalnız büyümüştüm, kafamda dönen sesler ve gördüğüm şeyler yüzünden hiç kimseye değer verecek enerjim olmazdı. Neyse, bir ortamımız vardı bizim. Bu kız da normale göre fiziği daha göze çarpan ve crop-top gibi açık şeyler giymekten çekinmeyen biriydi. Normalde bu arkadaş grubum ile bir alakası yoktu bile, aynı kursta idik ama kursta toplasan 40-50 kişi olduğundan millet tanışıyor eninde sonunda. Zamanla o kız da bu gruba girdi ve herkes toplu muhabbet etmeye başladı, yakınlaştı derken adına D diyeceğim bir arkadaş ve ortamdaki neredeyse çoğu erkek kızın arkasından ileri geri konuşmaya başladı. Bir süre sonra kızın yüzüne bile sekreter, orospu falan dediler. Ben de D'yi bir köşeye çekip bu konuyu konuştum. Yaptığını açıkladım, yanlış olduğunu söyledim. Ve açıkça bir daha yaparsa belasını sikeceğimi de ekledim. Neyse, gülüp geçti falan, konu kapandı. Aradan bir kaç gün geçti, yine kıza kaşar dedi ben de çıkışta bunu bir marangoza sokup yumrukladım. Çenesi yerinden çıkıyordu neredeyse, o derece bir durum. Sonra kıza da olayları anlattım ve böyle tiplerle konuşmasını istemediğimi, ya beni ya da ortamı seçeceğini söyledim. O da ''Bana kimse kimin yanında olacağımı söyleyemez diye bir cevap verdi. Ben de pekala dedim, siktirip gittim. Sonraki bir ay hayatımın en boktan dönemiydi. Bu durum benim hayata bakış açımı tamamen bozdu. Gerçekten, bu olaydan sonra bir daha kimseye güvenemedim ve güvenmeyeceğim. Aynı zamanda oldukça kötü bir kriz geçirip sabah çarşafım kanlı, sırtım tırnak izleriyle uyanmama da sebep oldu; bundan sonra çoklu kişilik bozukluğum iyice hayatımı sikti.

Anlattığım olaydan sonra dediğim gibi kimseye bir güvenim kalmadı. Okuldaki ortam bok gibiydi, ailem maddi olarak çöküyordu, bundan dolayı manevi olarak da sorunlar ortaya çıkıyordu. En sonunda halam babama, babam halama saldırdı; çok fazla detaya girmek içimden gelmiyor bu konuda, kusuruma bakmayın. Tipim desen zaten iğrençti, bunalmıştım her şeyden. Hayatımın en ağır dönemini geçirdim, kafama silah dayayıp uyuduğum geceler oldu. Lakin zaman her acıyı bastırıyor bir şekilde işte. İşin sonunda lise başladı, ben de tamamen değiştim. Yüz yapım, vücudum da aynı şekilde çok abartı bir duruma geldi. Küçüklüğümle şu anımı yan yana koysam benzetemezsiniz, o derece. O dönemden sonra hayatımda isteyip elde demediğim kimse olmadı. Bundan sonra da olacağını düşünmüyorum açıkçası. Lakin, lisede bir sevgilim oldu. Yaklaşık 1,5 yıl devam etti ilişkim. Görebileceğiniz en doğal ilişkiydi belki de. Altı ay boyunca mükemmel ilerledi, lakin zaman geçtikçe sorunlar beni boğmaya başladı. Lakin onun üzerine yine devam ettim. Altı ayın üzerine sekiz, dokuz aydan fazla işkence çektim ama bırakamadım. Her şeyimi verdim. Zaten lise başlangıcı benim hayatımın ters döndüğü bir dönemdi. Maddi olarak muazzam bir hale geldim, manevi sorunlar umurumda olmadı, notlarım zaten her zaman çok yukarıdaydı vs. Bu kız benim belki de gerçekten sevip değer verdiğim tek sevgilim oldu. İşin sonunda dayanamayacak noktaya gelmiştim, psikolojim iyice bok yolundaydı ve kızın benim ona verdiğim değerin bir gramını geri vermediğini düşünmeye başlamıştım. En sonunda uyarmama rağmen bir kaç şey daha yaptı ve o anda kesip attım. O ana kadar o kadar fazla kez ayrılacağımı söylerdim yakınlarıma ki, bilemiyorum yani... O noktadan sonra kıza karşı hiçbir şey hissetmedim, ne öfke, ne kin, ne umut. Kesip attım sadece. İlerleyen altı ayda kız acı çekti, sonunda unuttu gitti. Kıza da E diyeceğim buradan itibaren.

Bunun üzerine kardeşim dediğim bir çocuk altı, yedi ayın sonrasında bu E ile ilişkiye başladı. O da koymadı, sonuçta kızın hayatını siktiğimi hissediyordum/hissediyorum hala. Onun üzerine yine ciddi bir ilişki yapmayı denedim ve yanı şey ile sonuçlandı. Ben kızı sıktım, her şey rayına oturana kadar her şeyimi ortaya koydum ve düzeldiğinde ben de tükenmiştim, sıkılmıştım. O da ufak bir şey yaptı ve ondan da ayrıldım.

Şu an yine aynı boku yiyorum. Ciddi ilerleyen bir ilişkim var ama bunaldım. Her şeyi yoluna sokmuş olsam da yine tükendim. Lakin fark etmeye başlıyor insan; ben tükenip dursam da işin sonunda kıza yine üzülüyorum. Doğru düzgün konuşsam anlamayacağına yine eminim. Lakin artık bu tarz ilişkiler yürütecek bir kişi olduğumu düşünmüyorum. Her anlamda dengesiz birisiyim. Kafamın içinde bir milyon şey dönüyor. Gece üzgünüm, sabah sikimde değil, akşam çöküyorum. Böyle bir döngünün içindeyim. Artık aynaya baktığımda kim olduğumu anlayamıyorum. O kadar fazla harcadım ki kendimden, o kadar ödün verdim ki aslında kim olduğumu bilemiyorum. Yoruldum ben dostlar. Gerçekten bunaldım. Hem bu durumdan; nasıl kendime tekrar döneceğimden hem de bu ilişki konularını ne yapacağımdan bihaberim. Bu anlamda benzer şeyler yaşamış olanlarınız vardır eminim. Fikirleriniz, yorumlarınız önemli benim için.

Burada anlatmadığım bir çok şey de var, hala beni etkileyen. Namaz kıldıran birinden bir anda inancını kaybetmiş bir insana dönüşmemden tut, egoist birinden kendine saygısız birine dönmeme kadar binbir konu var daha. Her şeyi yazamadım, yazamam da. Şimdiden yardımcı olan, fikir veren herkese teşekkür ederim. Esenlikler.
submitted by LairdLion to KGBTR [link] [comments]


2020.09.16 22:37 emirhanbakan Mağaramdan

Adeta artık içimde bedenimde iki kişi varmış gibi. İçim ve dışın gerçekten çok farklı kişiler. Dışıma ben değilim diyemem ama içim beni benden iyi tanımladığı için içimin içinde yaşayıp müthiş bi yalnızlığa doğru sürükleniyorum. Aslında o müthiş yalnızlığa yine o içimdeki insan sürüklüyor beni. Dışım hala insansal faaliyetlerini sürdüyor. Arada bir arkadaşlarıyla eğleniyor ailesile vakit geçirmeye çalışıyor ders çalışıyor vs. Fakat iç ve dışımın bağlantışılı olduğu tek nokta kitap okumak. Dışım vasıtasıyla gerçekleşen bu olayı içim adeta avını kapan aslan gibi kapmaya çalışıyor. Dışım kitapta bulduğu bazı olayları kendine yansıtmaya çalışıyor ve tabiki içim tüm bencilliğiyle ona engel oluyor. Düşünüyorum; Dışım içime göre kat ile güçlü. İsteklere, tutkulara, ve tüm duygulara sahip. Dışım kendi türdeşine ihtiyaç duymadan yaşamaya muktedir Tabi ona karşı bir içim olmassa. Peki içim... İçim neye sahip? Duygusuzluk tutkusuzluk ve isteksizlik, yaşayabilmesi için türdeşine ihtiyaç duymuyor fakat tek ve tüm arzusu olan ruhunu keşfedebilmek için ölmek veyahut kendini dondurmak istiyor. Sayın dostlarım içim benim insanlardan uzaklaştığım; Dostoyevskinin tabiriyle "mağaram" .Bu mağara, dolu bi mağara; yaşanmışlıklardan çıkarılmış dersler ve fikirler ile... Dünyada sadece hassas insanlar bu mağaraya sahip olabilir. Peki hassas insan kimdir. Buraya kadar hep gördüğümüz yazılar. Peki hassas insan gerçekten kimdir. Aslına bakarsanız bunun hakkında hiç düşünmedim hayatım boyu hep o mağaradayım bir şeyler düşünüyorum ama düşündeğim şeyleri asla ve asla bilmiyorum belki de bu benim acizliğimdir, çok da mühim değil. Hassas insanlar kimlerdir sorusuna tek bir cevap vermek aptallık olur. Ama genel bi tanı ortaya koyucak olursam bence bu insanlar hayatlarında herhangi bir şekilde herhangi bir şeyden başarı veya mutluluk duyabilecekken bunları yaşayamayan insanlardır Keşkesi bol olan insanlar... Bu insanlarında öyle hepsi değil dostlarım. Toplumun tabiriyle zeki ( fakat bence bu doğru değil insanların zekasının yönelimleri farklı türler olabilir ve bizim zeki diye nitelendirdiğimiz kısım zekasını düşünmeye yönlendiren kısımdır) denilen insanlar gerçek hassas insanlardır. Ama bekleyin. Dediğim gibi daha önce hiç bu konuda düşünmedim şimdi bir kaç satır geri gidip düşüncelerimin doğruluğunu teyit etmem gerekiyor. Evet dostlarım düşündüm de bir insanın kendi mağarasında yaşaması için hassas kalpli olmasına gerek yok. Kendi yazdıklarımı çürütme zamanı. Hassas kalpliliğin insana Tanrı vergisi olduğu kanısına vardım. Ve yukarda tanımını yaptıpım hassas kalpli insanlar tanımı aslında tamamen mağarasına gömülen insanların tanımı. Evet biraz karışık oldu ama sanıyorum sonuca vardık. Ve şimdi size bahsettiğim "zeki" insanların mağaralarında acı çekip iyice gömülmesine neden olan o duygudan bahsediyim. Gurur... Gurur bahsini ettiğimiz insanların en büyük düşmanıdır. Gurur mağarayı genişletendir. Peki nasıl. Evet her insanda gurur var. Peki neden sadece biz acı çekiyoruz bu kahrolası duygudan. Bu (bence) zekamızı düşünce yönünde yormamızdan kaynaklanan bir şey. Elbette ki sadece zekasını bu yönde kullanan insanlara "zeki" denmesinin sebebi olmalı. Bu insanlar hayatta sınıf atlasınlar veya atlamasınlar kendilerini bilim ahlak sosyal konularda geliştirmiştir. Burada bizi en çok ilgilendiren kısım ahlak. Bahsi geçen insanlar diye uzun uzun yazmayıp bundan sonra ben diye cümleye başlayacağım. Bende bir vakitten sonra öyle bir ahlak oluşuyor ki ortada yazılı veya sözlü ahlak anlayışı olmuyor. Düşünce üzere olan akla ve mantığa uyan bir ahlak anlayışı oluşuyor. Ve verdiğim ahlaki hükümler ne kadar yanlış gözüksede benim gözümden ramak mercek alıp bakılınca müthiş anlamlar kazanıyor. Beni mağaradayken diğer insanların bazılarına kızmaya iten ise olaylara birbirimiz gözünden bakamamız. Evet şuan gerçekten böyle söylüyorum ve göreceksiniz birazdan kendimle çelişeceğim ama hala dediğimin arkasındayım. Şimdi değineceğim konu ise nasıl mutlu olunacağı. Dostlarım eğer şu satıra kadar bahsettiklerimin yarısını dahi anladıysanız çok üzülerek söylüyorum ki hayatınızda hiçbir zaman mutlak mutluluk olmayacak. Evet sevinçli anılarımız olacak. Yeri gelecek güleceğiz fakat inanın bana onlar akıllarımızı uyuşturabilen bir takım olaylar. Uyuşuklar geçip gittiğinde, o mağarada uyandığınızda tekrar yalnızlık sizi boğacak. Ama size iyi niteğinde sayılacak bir haberim var. Dünya üzerinde öyle bir uyuşturucu var ki bırakın mağarımızı başta bahsettiğimiz iç kişiliğimizi öldürebilecek veya dondurabilecek kudrette. Yani demek istiyorum ki dostlar ruhumuzu keşfettirebilecek güçte. Ruhumuz ancak eşini bulduğunda varolduğunu gerçek manada hissetirir bize. Sanırım hangi uyuşturucudan bahsettiğimi anladınız ama yine de söyleyeyim baylar ve bayanlar. Aşk şaka gibi değil mi heralde bu yazıları bir aptal yazıyor olmalı, sizlere dünyada ki insanların çok ama çok büyük bir bölümünün sahip olduğunu iddia ettiği duygunun psikolojik rahatsızları var denebilecek insanları kurtaracağını söylüyorum. Evet dostlarım, fakat önemli açıklamalar ile... Aşk iki insanın hormonları etkisiyle birbirindem hoşlanması veya aile kurmak için (hatta hoşlantı olduğu iddia edilse bile) duyulan duygu değildir. Hormonlardan bahsederken bunu sadece cinsel olarak düşünmeyin dostlarım insanlar tabiatı gereği bir eş ihtiyacı duyarlar fakat bahsetmek istediğim de bu. O boşlukları doldurmak için kurulan ilişkiler değil aşk. Aşkın temel kavramı bence ruh münasebeti. Ve aşık insanların en büyük belirtisi birbirlerinin beyninin içini okuması. Sanırım çok uzattım bu yazıları yazma sebebim mağaramdan bir nebze uzaklaşmaya çalışıp anladığım hatta hâlâ anlamaya çalıştığım Dostoyevskiden kendime örnekler vermekti. Uykuya geçmeden şunu belirtmek isterim ki eğer bu uyuşturucuya benim gibi sahip olabilme şansınız varken olamadıysanız geçici uyuşturucular kullanın yani kitap okuyun. İyi geceler diliyorum. Sefaletten kurtulmanın tek yolu çalışkanlık sanırım.
submitted by emirhanbakan to u/emirhanbakan [link] [comments]


2020.09.15 21:52 Hydra_11 gobahis121 / gobahis 121 - Gobahis Yeni Giriş Adresi

gobahis121 / gobahis 121 - Gobahis Yeni Giriş Adresi
GOBAHİS GİRİŞ İÇİN TIKLAYINIZ
gobahis 121 canlı casino, Evolution Casino ağ sağlayıcısı ile sunuluyor. Siz sürekli bu değişiklikleri takip etmek istemiyorsanız sadece birkaç adımda internetinizin DNS ayarlarını değiştirerek sorunsuz bir biçimde bahçenize devam etme imkânı bulabilirsiniz. gobahis121 canlı bahis ve casino oyunları web sitesi içerisinde herhangi bir sorunla karşılaşılması durumunda sağlamakta olduğu 7/24 canlı destek hattı sayesinde tüm sorunlardan kurtulmak oldukça basittir.
Site üzerinde yapılan parasal işlemlerde güvenilir kaynaklardan yapılabilmekte ve kısa sürede gerçekleştirilebilmektedir. Kullanıcıların müşteri hizmetleri deneyimleri neticesinde gerek bahis sitelerinde gerekse casino sitelerinde güvenlik açısından bir sonuca varmaları mümkündür. Seçeneklerin her biri ile kazanmak, hatta yüksek oranlarda kazançlar elde edebilmek mümkün olmaktadır.
https://preview.redd.it/pktzfvhc9dn51.jpg?width=1303&format=pjpg&auto=webp&s=817a5fc078f95790a428417da8cabc9a327ee275
Günün maçları, canlı maç izle, günün maç sonuçları gibi bir sıralama ve futbol, basketbol, hentbol gibi birçok değişik spor karşılaşmasına oran ve sonuç alanı elde etme imkanı bulabilirsiniz. Kayıp bonusu araştırdığımız tüm bonus veren siteler arasında bulunan bir kampanyadır. Dünyanın birçok noktasında bahis firmaları tarafından tercih edilen bu ödeme yönteminde, ödemeler ve ödemelerin hesaba yansıma süresi çok kısa olduğundan dolayı binlerce kişi tercih etmektedir. Piyasa içerisinde kazandıran casino siteleri başlığı altında pek çok firma ismi geçmektedir.
Firma bünyesinde yayını yapılan para yatırma seçenekleri dahilinde; havale, EFT, TL Nakit, Ecopayz, Otopay, Paykasa, Kripto Para, Cepbank, QR kod gibi seçenekleri kullanabilir ve para yatırma işlemini de bu yönde tamamlayabilirsiniz. Ülkemiz online bahis şartları gereği hizmetlerinde daimi olmak isteyen gobahis121 , adresini değiştirmektedir. Piyasada bahis siteleri müşteri hizmetleri açısından canlı destek hattından başka alternatifler de bulundurmaktadır. Sadece bir tek strateji ile kazanılamayan bakara hem amatör hem de profesyonel oyuncuları aynı masada birleştiren bir oyundur. Yüksek güvenlik önlemleri altında çalışan bu bahis sitesi, üyelerini mağdur etmemek için her geçen gün önlemlerini artırmaktadır.
GOBAHİS YENİ ADRESİNE GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 247, 248, 249, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 260, 261, 262, 263, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 270, 271, 272, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283, 284, 285, 286, 287, 288, 289, 290, 291, 292, 293, 294, 295, 296, 297, 298, 299, 300, 301, 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308, 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316, 317, 318, 319, 320, 321, 322, 323, 324, 325, 326, 327, 328, 329, 330, 331, 332, 333, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341, 342, 343, 344, 345, 346, 347, 348, 349, 350, 351, 352, 353, 354, 355, 356, 357, 358, 359, 360, 361, 362, 363, 364, 365, 366, 367, 368, 369, 370, 371, 372, 373, 374, 375, 376, 377, 378, 379, 380, 381, 382, 383, 384, 385, 386, 387, 388, 389, 390, 391, 392, 393, 394, 395, 396, 397, 398, 399, 400, 401, 402, 403, 404, 405, 406, 407, 408, 409, 410, 411, 412, 413, 414, 415, 416, 417, 418, 419, 420, 421, 422, 423, 424, 425, 426, 427, 428, 429, 430, 431, 432, 433, 434, 435, 436, 437, 438, 439, 440, 441, 442, 443, 444, 445, 446, 447, 448, 449, 450, 451, 452, 453, 454, 455, 456, 457, 458, 459, 460, 461, 462, 463, 464, 465, 466, 467, 468, 469, 470, 471, 472, 473, 474, 475, 476, 477, 478, 479, 480, 481, 482, 483, 484, 485, 486, 487, 488, 489, 490, 491, 492, 493, 494, 495, 496, 497, 498, 499, 500, 501, 502, 503, 504, 505, 506, 507, 508, 509, 510, 511, 512, 513, 514, 515, 516, 517, 518, 519, 520, 521, 522, 523, 524, 525, 526, 527, 528, 529, 530, 531, 532, 533, 534, 535, 536, 537, 538, 539, 540, 541, 542, 543, 544, 545, 546, 547, 548, 549, 550, 551, 552, 553, 554, 555, 556, 557, 558, 559, 560, 561, 562, 563, 564, 565, 566, 567, 568, 569, 570, 571, 572, 573, 574, 575, 576, 577, 578, 579, 580, 581, 582, 583, 584, 585, 586, 587, 588, 589, 590, 591, 592, 593, 594, 595, 596, 597, 598, 599, 600, 601, 602, 603, 604, 605, 606, 607, 608, 609, 610, 611, 612, 613, 614, 615, 616, 617, 618, 619, 620, 621, 622, 623, 624, 625, 626, 627, 628, 629, 630, 631, 632, 633, 634, 635, 636, 637, 638, 639, 640, 641, 642, 643, 644, 645, 646, 647, 648, 649, 650, 651, 652, 653, 654, 655, 656, 657, 658, 659, 660, 661, 662, 663, 664, 665, 666, 667, 668, 669, 670, 671, 672, 673, 674, 675, 676, 677, 678, 679, 680, 681, 682, 683, 684, 685, 686, 687, 688, 689, 690, 691, 692, 693, 694, 695, 696, 697, 698, 699, 700, 701, 702, 703, 704, 705, 706, 707, 708, 709, 710, 711, 712, 713, 714, 715, 716, 717, 718, 719, 720, 721, 722, 723, 724, 725, 726, 727, 728, 729, 730, 731, 732, 733, 734, 735, 736, 737, 738, 739, 740, 741, 742, 743, 744, 745, 746, 747, 748, 749, 750, 751, 752, 753, 754, 755, 756, 757, 758, 759, 760, 761, 762, 763, 764, 765, 766, 767, 768, 769, 770, 771, 772, 773, 774, 775, 776, 777, 778, 779, 780, 781, 782, 783, 784, 785, 786, 787, 788, 789, 790, 791, 792, 793, 794, 795, 796, 797, 798, 799, 800, 801, 802, 803, 804, 805, 806, 807, 808, 809, 810, 811, 812, 813, 814, 815, 816, 817, 818, 819, 820, 821, 822, 823, 824, 825, 826, 827, 828, 829, 830, 831, 832, 833, 834, 835, 836, 837, 838, 839, 840, 841, 842, 843, 844, 845, 846, 847, 848, 849, 850, 851, 852, 853, 854, 855, 856, 857, 858, 859, 860, 861, 862, 863, 864, 865, 866, 867, 868, 869, 870, 871, 872, 873, 874, 875, 876, 877, 878, 879, 880, 881, 882, 883, 884, 885, 886, 887, 888, 889, 890, 891, 892, 893, 894, 895, 896, 897, 898, 899, 900, 901, 902, 903, 904, 905, 906, 907, 908, 909, 910, 911, 912, 913, 914, 915, 916, 917, 918, 919, 920, 921, 922, 923, 924, 925, 926, 927, 928, 929, 930, 931, 932, 933, 934, 935, 936, 937, 938, 939, 940, 941, 942, 943, 944, 945, 946, 947, 948, 949, 950, 951, 952, 953, 954, 955, 956, 957, 958, 959, 960, 961, 962, 963, 964, 965, 966, 967, 968, 969, 970, 971, 972, 973, 974, 975, 976, 977, 978, 979, 980, 981, 982, 983, 984, 985, 986, 987, 988, 989, 990, 991, 992, 993, 994, 995, 996, 997, 998, 999
submitted by Hydra_11 to u/Hydra_11 [link] [comments]


2020.09.15 01:46 ihatescho0l Dünden bugüne Covid-19

Daha fazla dayanamıyorum, her gün aklıma geliyor, insanlara anlatmak istiyorum, ama "Uff çok uzatıyosun.", "Eee olcak o kadar." dan öte bir tepki almıyorum. Olaylar umarım ilerlemez ama ben ilerledikçe eklemeye devam edeceğim.
Öncelikle şunu unutmamalıyız bu hastalığın şakası yok ve sağlıkçılar olmazsa devam edemeyiz. Fakat devlet ve halk toplu şekilde bu insanlara da robotmuş gözüyle bakıyor. Sağlıkçılar arasında kronik rahatsızığı olanlar olabilir, eline uygun teçhizat verilmemiş olabilirler, belki nöbetlerinin bilmem kaçıncı saatlerindeki kaçıncı hastaya bakıyorlardır. Bu yüzden mümkün olduğunca sağlıkçılara iyi davranmamız gerek.
Listeyebaşlamadan önce ufak bir hatırlatma daha yapmak istiyorum:
Covid geçirmiş kişiler isterse immun plazma bağışı yapbilirler.

Sizlere sırasıyla hepimizin başımızdan geçen olayları haber, video veya ekşiden linklerle sıralamaya çalıştım, eksikler olabilir fakat belirtirseniz düzenleyebilirim. Belki seçim dönemine doğru hatırlatmak için tekrar atarım. 10 Ocakla başlayalım:
• Covid-19 ile mücadele için 10 Ocak 2020'de Koronavirüs Bilim Kurulu oluşturuldu

• Pandemi esnasında umreye gidip gelen kafile denetleme yapılmadan içeri alındı Kyk yurtlarından üniversite öğrencileri gecenin bir yarısı apar topar dışarı atıldı, fakat umrecilerin bir kısmı öğrencilerin odalarını beğenmeyip ağladılar. Hatta toplum sağlığını umursamayıp karantinadan kaçmaya çalışanları, isyan çıkarıp, polise tüküreni oldu. Olayların ufak bir özeti

Güney Kore, Almanya gibi ülkeler pandeminin ilk dönemlerinde vatandaşlarına para ve kaynak yardımında bulundu. Halkına covid-19 testi uyguladı.
-Bizim ülkemizde millet vekili çocuğu WhatsApp üzerinden test kiti siparişi aldı. Önce yalanladılar, sonra kabul ettiler. Pandemi öncesi 2002'den beri 8 defa vergi affı yapan sosyal devlet, halktan telefon ve televizyon yolu ile 10 tl para istedi, bu esnada Ahlat Köşkü, 14 yeni araç kiralama, İstanbul kanalı için ihale, yurttaşlarla hiç bir alakası olmayan Afrika Kalkınma Bankasına yardım gibi israf harcamalar durdurulabilir, ek kaynak sağlanabilirdi fakat geri adım atılmadı, sarayı bitirmek tercih edildi eldeki para çarçur edildi. Sadece bununla da kalınmadı ülkenin sağlık çalışanları için yeterli koruyucu ekipman bulunmadığı, test kiti olmadığı söylendiği dönemde devlet, İspanya, İtalya, Somali, Güney Afrikaya İsrail'e covid-19 yardımında bulundu, İngiltereye tıbbi ekipman satmaya çalıştı, ama İngiltere ekipmaları kabul edilmedi. Kaynak kıtsa neden böyle bir şey yapıldı? Yok, eğer kaynak fazlaysa yurttaştan toplanan vergilerle yurttaşa neden yardım edilmiyor?
Sağlıkçıların yeterli ekipman bulamadığına dair haberler:

Yabancı ülkelerde sokağa çıkma yasağı düzgün uygulandı.
-Bizde ise iki günü kapsayan sokağa çıkma yasağı son anda duyuruldu ve izdihama, hastalığın daha da yayılmasına sebep verdi. Video veya fotoğraflar sekmesine tek tek bakarsanız daha net bir tablo var. Belediyelere haber verilmedi, sorumlu kişi istifa etmedi.

• Devletin sağlayacağını idda ettiği maske sevkiyatı 3 hafta sürdü, bu esnada da sevkiyat bir çok kişi için yarım yamalak geçti. Halka maske yetmiyorken, başka ülkelere covid-19 yardımına devam etmenin yanı sıra, ambulans uçakla İsveç'den Çin'den hastalar getirildi, İsveç olayının kurmaca olduğu ortaya çıkarıldı.

Uyarılara rağmen Ayasofyanın açılışı önlemler kulak ardı edilerek, cuma namazı ile gerçekleştirildi. Hastalık bir çok insana bulaştı. Vekilin maskesiz videosu

Bayram için umursamaz davranıldı. Halktan kendi önlemini kendi alması istendi. İnsanlar şehirler arası dolaşarak hastalığın yayılmasına sebep oldu.

• Salgının başında halktan para isteyen devlet, salgının en güçsüz olması gereken Yaz sezonunda turizm işletmelerinin cebini doldurmak için tatil kredisi dağıttı, halkı tatile gitmeye teşvik etmek adına televizyonlada zorunlu reklamlar yayınlattı.

İşten çıkarmalar yasaklandı, işverenlere ücretsiz izin verme hakkı tanındı. Çalışanlar mağdur edildi. Kovulmadıkları için işsizlik maaşı da alamıyorlar.

• Bir çok ülkenin uçuşlarını kapadığı Rusya gibi salgının pik yaptığı yerlerden gelecek turistlere ülke kapıları ağızına kadar açıldı, covid-19 test zorunluluğu olmadan, karantinasız, yalnızca ateş ölçülerek turistler ülkeye sokuldu.

• Salgın boyunca düğün, otogarda asker uğurlama ve cenaze törenlerine yönelik önlemlerin denetimi düzgün yapılmadı. Otogarlara ve cenazelere polis, bekçi yerleştirilebilir, düğün salonları kapatılabilirdi.

30 Ağustos'un kutlanması salgın döneminde tehlikelidir diyenler, olayın ertesi günü 31 Ağustosta yapılan mitinge ses çıkartmamış. Sağlık bakanının olayla ilgili açıklaması. Bu arada yanlış anlaşıma olmasın, pandemi süresince hiç bir bayram ve türevinin açıkta veya meydanlarda kutlanmasını desteklemiyorum, burada değinmek istediğim şey devletin çelişkili davranışıdır.
-Miting linkleri kalkarsa diye alternatif linkler:
_________________
Sağlık bakanlığı verilerine inanmak isterdim ama bu tür başlıklar çok fazla:

Hatırlatmalar:
• Pandemi öncesinde hatrı sayılır bir vergi affı ile borçları silnen Cengiz İnşaat'dan "Biz Bize Yeteriz" bağış kampanyasına yardım yapılmadı.
• Her yıl ek bütçe isteyen, ve pandemi süresince somut bir destek sağlamayan, hatta ayasofyanın açılmasıyla salgını olumsuz yönde etkileyen diyanet işleri salgın süresince fonlanmaya devam edildi. Halbuki hizmetleri hayati önem arz etmeyen diyanet işlerin ödemeleri kısılabilir, ve şuanda ek bütçeye ihtiyaç duyan temel hizmet bölümü Sağlık bakanlığına aktarılabilirdi. Böylece sağlık çalışanlarının ekipman eksiklikleri tamamlanmış olur, atanamayan sağlıkçılar atanarak hastahanelerdeki iş yoğunluğu insani seviyeye indirilebilirdi. Ama bu insanların çabalarına değer bir maaş artış dahil gözlenmedi.
Salgın başından beri 15.09.2020'ye kadar önlenebilir sebeplerden dolayı ne yazık ki 28 sağlıkçı ihmalsizliklere kurban gitti.
Salgın öncesi veya esnasınca istifa eden sağlık çalışanları için demediğini bırakmayan halkımız acaba hükümeti, ve hükümetin çelişkili kararlarına ses çıkarmayan devleti de eleştirecek mi? Yoksa yine nefretinizi ölmek istemeyen yalnızca yaşatmak isteyen sağlıkçılardan mı çıkartacaksınız?
Covid geçirmiş kişiler isterse immun plazma bağışı yapbilirler.
Listede referans aldığım Yılmaz Özdil yazısı.
submitted by ihatescho0l to svihs [link] [comments]


2020.09.14 22:23 government_man00 Asgard duvarlarının yapılışı

AltınÇağ’dan çok sonra zamanın döngüsünün içinde hala çok erken bir dönemdi. Ve Aesirler ile Vanirlerin savaşından çok sonra, Asgard’ın çevresindeki, Vanirlerin savaş sihirleri ile yerle bir ettiği duvar halen bir moloz yığını gibiydi, terk edilmişti, kartallara ve kuzgunlara ev sahipliği yapıyordu.
Tanrılar duvarın yeniden yapılması konusunda çok istekliydiler, böylece Asgard kötülük yapanlardan korunacaktı. Ancak, hiçbiri yeniden inşanın ağır yükünü omuzlarına almaya istekli değildi. Bir gün, yalnız bir figür titreyen gökkuşağının üzerinden geçip gözcü Heimdall tarafından durdurulana kadar bu konu bir süre bu şekilde kaldı.
Adam, “Tanrılara sunulacak bir planım var,” dedi.
Heimdall sıcak bir şekilde “Planını bana söyleyebilirsin,” dedi.
Bu adamın yüz mil öteden yaklaşmasını izlerken meraklandı ve altın dişlerini göstererek gülümsedi.
Adam, eyerinin üzerinden, “Eğer söyleyeceksem tanrıların hepsine söyleyeceğim. Hatta tanrıçalar da bu konuyla ilgilenebilir,”dedi.
Heimdall yeniden, bu sefer daha az dostça bir şekilde dişlerini gösterdi ve adamı İda Ovası’ndan geçirerek Gladsheim’a yönlendirdi.
Böylece tanrılar ve tanrıçalar Gladsheim’da toplandılar.
Ziyaretçileri atını bağladı ve parıldayan çatının altında avlunun ortasına çıktı. Her biri kendi tahtlarında oturan Odin ve 12 lider tanrı ve kalabalık bir tanrılar ve tanrıçalar grubu ile çevrelenmişti.
Odin adama sertçe baktı ve “Hepimiz Heimdall’ın emriyle buradayız. Söyleyecek neyin var ?” dedi.
“Sadece şu,” dedi adam, “Asgard’ın çevresindeki duvarlarınızı yeniden yapacağım.”
Tanrılar ve tanrıçalar inşaatçı konusunda görünenden oldukça daha fazlasının olması gerektiğini fark ettikçe Gladsheim’da bir hareketlilik oldu.
İnşaatçı, “Duvar öncekine göre çok daha sağlam ve yüksek olacak,” dedi. “Öylesine sağlam ve yüksek olacak ki ele geçirilemeyecek. Midgard’a paldır küldür girseler bile Asgard, kaya devlerine ve buz devlerine karşı güvenli olacak”
Hemen koşulların geleceğinin farkında olan Odin, “Ancak?…” dedi.
İnşaatçı, “On sekiz ayım olacak,” dedi. “Başladığım günden itibaren o sekiz ay.”
Odin, yani Tetikte Olan, “Bu mümkün olmayabilir,” dedi.
“Bu gerekli,” dedi inşaatçı.
“Ya fiyatın?” diye sordu Odin yavaşça.
“Şimdi sıra ona geliyordu,” dedi inşaatçı, “Freyja’nın eşim olmasını istiyorum.”
Güzel tanrıça Dimdir oturdu ve hareket ettikçe Brisinglerin Kolyesi, altın broşları ve elbisesindeki altın iplikler parıldadı ve ışıldadı. Firgg ve Nanna ile Eir ve Sif’ten bile daha güzel olan, tanrıçaların en güzeli Freyja’ya bakabilen tek kişi Odin’di. Freyja dimdik otururken çevresindeki sinirli tanrılar bağırıyorlar ya da kollarını sallıyorlar ve inşaatçıyla alay ederek onu kovalıyorlardı.
Odin, “Bu imkansız, artık bu konuşmanın sonu gelsin!”diye bağırdı.
“Ayrıca Güneş ve Ay’ı da isteyeceğim” dedi inşaatçı; “Freyja, Güneş ve Ay, işte fiyatım bu.”
Şamatanın arasında Loki’nin sesi yükseldi: “Her fikrin kendine göre bir değeri vardır. Düşünmeden reddetmeyin.”
Tüm tanrılar ve tanrıçalar dönüp Sinsi Tanrı’ya, dev Farbauti’nin oğluna baktılar ve zihninin dehlizlerinden neler geçtiğini merak ettiler.
Loki makul bir şekilde “Bu planı düşünmeliyiz. Misafirimize en azından bunu borçluyuz,” dedi.
Böylece, tanrılar ve tanrıçalar görüşürken inşaatçının Gladsheim’dan ayrılması istendi. Tanrıların artık bu fikri düşünmeden reddetmek yerine ciddi ciddi tartışmak istediklerini gördüğünde, Freyja altın gözyaşları dökmeye başladı.
Loki, “Bu kadar aceleci olmayın. Bu planı kendi lehimize döndürebiliriz. Mesela bu adama duvarı örmesi için altı ay verirsek…” dedi.
“O sürede asla duvarı bitiremez,” dedi Heimdall.
“Asla” diye tekrarladı tanrıların birçoğu.
“Kesinlikle,” dedi Loki.
Odin gülümesi.
Loki, “Peki bunu önerirsek ne kaybederiz ki ? Eğer inşaatçı kabul etmezse, hiçbir şey kaybetmeyiz. Kabul ederse de kaybetmeye mahkum olacak.”. Loki iki yanına vurdu ve gözlerini devirdi. “Ve duvarımızın yarısı örülmüş olacak, bedavaya ve hiçbir şey vermeden!”
Her ne kadar tanrılar ve tanrıçalar Loki’nin tavsiyesine uyma konusunda rahatsız olsalar da Düzenbaz’ın planında hiçbir hata göremediler. Hatta birkaçı bunu kendilerinin düşünmüş olmasını diledi.
İnşaatçı Gladsheim’a geri geldiğinde, “Altı ay!” dedi Odin. “Eğer bu süre içinde duvarı örersen Freyja’yı eşin olarak alabilirsin ve Güneş ile Ay’ı da alabilirsin. Altı ay…”
İnşaatçı kafasını salladı ama Odin devam etti: “Yarın kış mevsiminin ilk günü. Hiç kimsenin sana yardıma gelmeyeceğini kabul etmelisin. Ve eğer duvarın herhangi bir kısmı yaz mevsiminin ilk gününde hala bitmemiş olursa ödülünü kaybedersin. Bizim koşullarımız bunlar ve başka da koşulumuz yok.”
“Bunlar imkansız koşullar ve siz de bunun farkındasınız,” dedi inşaatçı. Durdu ve Freyja’ya baktı. “ama benim arzum…” dedi. “Arzum…” Tekrar Freyja’ya baktı. “O zaman en azından atım Svadilfari’nin bana yardım etmesine izin verin.”
“Bizim koşullarımız bunlar,” dedi Odin.
“Bunlar da benimkiler,” dedi inşaatçı.
Loki, “Odin, çok inatçısın,” dedi.
Odin sert bir şekilde “Başka koşul yok,” dedi.
Loki, “Atını kullanmasına izin vermekte yanlış olan ne var?” diye bağırdı. “Atı sonucu nasıl etkileyebilir ki? Eğer reddedersek bir anlaşma olmayacak ve duvarın hiçbir kısmını elde edemeyeceğiz.”
Sonunda Loki’nin görüşü üstün geldi. İnşaatçının bir sonraki sabah çalışmaya başlamasına ve atını kullanmasına karar verildi. Odin, çok sayıdaki tanığın önünde bu konuda yemin etti ve inşaatçı aynı zamanda duvar üzerinde çalıştığı süre boyunca giriş izni istedi. O zamanda trollerle savaşmak için uzakta olan Thor’un eve dönüp bu konuyu diğer tanrıların gördüğünden farklı bir şekilde görebileceği konusunda endişeli olduğunu söyledi.
Erken Kalkan ve En Çevir, gökyüzündeki yolculuklarına başlamadan çok önce inşaatçı çalışmaya başladı. Yeni Ay’ın ışının yardımıyla, Svadilfari’yi sert rüzgarlı, çimenli bir yamacın üzerinden aşağıya ve bir ağaçlığın ötesine, tepenin kemiklerinin parçalanmış ve kıvrılmış şekilde dışarı uzandığı bir yere doğru sürdü. Orada zamanın başlangıcından beri duruyormuş gibi görünen büyük kaya parçaları ve yığınları vardı. İnşaatçı yanında, atına bağladığı ve araksında açtığı gevşek örülmüş bir ağ getirmişti. Daha sonra devasa parçaları ağın üzerine atmaya ve itmeye başladı. Nefes nefese kaldı ve homurdandı; tanrıların arasında ancak Thor onunla aynı güce sahip olabilirdi. Bir süre sonra büyük bir kaya yığınını kaldırmış, Svadilfari’nin arkasında biriktirmişti. İnşaatçı daha sonra ağın uçlarını nasırlı elleriyle, sanki bir kağıt katlıyormuş gibi topladı ve kükredi.
Svadilfari derhal başını eğdi. Nallarını toprağa batırdı ve çekmeye başladı. Büyük gücünü toplayarak sarsılan yığının tamamını tepenin üstüne taşıdı. Ve gün ağardığında, inşaatçı ve atı, dondurucu havayla yellenerek yüklerini Asgard’ın eski yıkık duvarının yanına getirdiler.
Tanrıçalar ve tanrıçalar avlularından çıktığında, Svadilfari’nin tepenin üstünden ne kadar çok kaya çektiğini görerek hayrete düştüler ve rahatsız oldular. Svadilfari yükselen duvarın gölgesinde dinlenirken duvarcının kayaları parçalamasını, şekillendirmesini ve yerine yerleştirmesini izlediler; gücü öylesine büyüktü ki, duvarcının ancak kılık değiştirmiş bir dev olabileceğini düşünmeye başladılar. Ancak tanrılar daha sonra geri kalan büyük yıkık duvar halkasına baktılar ve her halükarda pazarlığın en şanslı tarafının kendileri olduğu konusunda birbirlerini ikna ettiler.
Kış yüzünü gösterdi. Hraesvelg kanatlarını çarptı ve Asgard’ın dışında soğuk rüzgarlar esti. Svadilfari geceleri boyunca kayalığa gidip gelerek ağaçlığın ötesindeki uzun olduğu açtı. Duvarcı günler boyunca duvarı yapmaya devam etti. Günler uzadıkça hem duvarcının hem de tanrıların zamanı azaldı.
Yazın başlangıcından üç gün önce duvarcı, biçimli ve iyi yerleştirilmiş taşlardan oluşan halkayı, istenmeyen herhangi bir ziyaretçiyi uzak tutacak kadar yüksek ve güçlü olan sağlam duvarı neredeyse tamamlamıştı. Geriye sadece giriş inşa edilmesi kalmıştı. Tanrılar ve tanrıçalar artık aynı büyülenmiş gibi duvardan uzak duramıyorlardı. Yüzlerce kere duvara baktılar ve anlaşmadan başka hiçbir şey konuşmaz oldular.
Daha sonra Odin Gladsheim’da bir toplantı düzenledi. Yüce avlu endişeli yüzler ve sinirli konuşmalar ile dolmuştu. Freyja gözyaşlarını durduramıyordu, çevresindeki zemin altınla doldurulmuştu.
Odin mızrağını ve sesini toplananlara doğru yükseltti ve “Bu anlaşmadan kurtulmanın bir yolunu bulmalıyız!” diye bağırdı. “Bu anlaşmayı yapmamızı kim önerdi? Freyja’nın bir canavar dev ile evlenmesi gibi bir sonucun riskine nasıl girdik? Gökyüzü, Güneş’ten ve Ay’dan zorla alınacak ve böylece biz de ışıktan ve sıcaklıktan yoksun kalarak çözümü el yordamı ile arayacağız.” Önce birkaç tanrı, sonra bütün tanrılar Loki’ye döndüler ve Odin avlu zeminini üzerinden ona doğru yürüdü. Düzenbazın omuzlarını sıkıca tuttu.
“Nasıl bilebilirdim?” diye itiraz etti Loki, “Hepimiz karar verdik.”
Odin daha sıkı tuttu ve Loki irkildi.
“Hepimiz karar verdik!” diye bağırdı Loki.
Odin, “Duvarcının atını kullanmasına izin vermemiz gerektiğini kim önerdi? Bu sorunu başımıza sen açtın ve sen kurtarmak zorundasın,” dedi.
Tüm tanrılar görüş birliği içinde bağrıştılar.
“Aklının çarpıklığını ve karmaşıklığını kullan Loki. Bir plan yap. Ya duvarcı alacaklarını kaybeder ya da sen hayatını!” Odin, Sinsi Tanrı, Şekil Değiştiren tek dizinin üzerine düşene kadar Loki’nin etini sıktı. “Bunların hepsinin acısını senden çıkartacağız, parça parça!”
Loki, Odin’in ve diğer tanrıların çok ciddi olduğunu anladı. “Yemin ediyorum,” dedi, “Bana neye mal olursa olsun, inşaatçının alacağını kaybetmesini sağlayacağım.“
O, akşam, duvarcı adımlarında kararlı bir esneklikle Svadlifari’yi taşocağına doğru sürdü. Aynı tanrılar ve tanrıçalar gibi o da duvarı kararlaştırılan zamanda bitireceğini ve sadece kendi içlerinde değil kayıplarının tanrılara getireceği üzüntü konusunda da zengin olan ödülleri kazanacağını düşünüyordu. Bir çeşit şarkı söyledi ve küçük kuşlar karanlık ağaçlığa saklanıp şarkısını dinlediler. Sadece kuşlar değil. Genç bir kısrak da kulaklarını dikti ve dikkatle dinledi. Daha sonra, Svadilfari ile duvarcı yeterince yaklaşınca kısrak çalılıktan fırladı. Topuklarını havada birbirine vurdu ve ay ışığında böğrü patlayacak gibi oldu.
Kısrak Svadilfari’ye doğru zıpladı. Atın çevresinde dans etti ve kuyruğunu salladı; Svadilfari, ucunu oduncunun tuttuğu uzun dizgini çekmeye başladı. Kısrağın arkasından ağaçlığa doğru dörtnala koştu ve oduncu da bağırıp söylenerek arkasından gitti.
İki at bütün gece zıplayıp oynadılar ve öfkeli oduncu bütün gece yarı karanlıkta köklere ve ağaç kütüklerine takılıp düştü. Lanetler yağdırdı, gölgeleri takip etti ama Svadilfari ona geri geldiğinde Doğu’daki ışık yeşile dönmeye başlamıştı.
Böylece o akşam taşocağından hiç taş getirilemedi ve oduncu bir önceki günden kalan az miktardaki taşla yetinmek zorunda kaldı. Girişin ilk kısmını yapmak için yeterli olmaya yakın bile değildi ve kısa bir süre içinde oduncu artık görevini zamanında tamamlayamayacağını anladı.
Daha sonra çıktı ve duvarcının içinde köpüren öfke patladı. Girdiği kılıktan çıktı ve izlemekte olan tanrıların ve tanrıçaların karşısında büyük bir öfkeye sahip büyük bir kaya devi canavarı olarak durdu.
Sonunda tanrılar oduncunun gerçekten bir dev olduğunu anladıklarında ikinci kere düşünmeden geçiş izni konusundaki yeminlerini bozdular ve Thor’u çağırdılar.
“Bu bir hile!” diye bağırdı kaya devi, “Bir tanrılar çetesi, bir tanrıçalar kerhanesi tarafından oyuna getirildim!”
Bunlar duvarcının son sözleriydi. Daha sonra Thor ona alacaklarını ödedi ve bunlar Güneş ile Ay değillerdi. Mjollnir isimli çekicin tek bir darbesi devin kafatasını bin parçaya böldü ve onu Nilfheim’in sonsuz karanlığına gönderdi.
Şekil Değiştirici Loki’nin Asgard’da tekrar görülmesinden önce birkaç ay geçti. Ve Bifrost’un üzerinden yavaş yavaş yürüyüp Himinbjorg’u geçerken Heimdall’a bir ahududu üfleyerek döndüğünde, arkasında bir tay vardı. Bu at oldukça değişikti çünkü 8 tane bacağı vardı. Gri renkliydi ve Loki ona Sleipnir adını vermişti.
Odin Sleipnir’i gördüğünde tayı çok beğendi.
“Al onu!” dedi Loki. “Onu ben doğurdum ve o da seni taşıyacak. Onun Altın ve Neşeli’yi, Parlak ve Hızlı’yı, Altın Yeleli ve Hafif Ayaklı’yı geçebileceğini ve Jotunheim’da bulunan bütün atlardan daha hızlı koşabileceğini göreceksin. Hiçbir at ona yetişemeyecek.”
Odin Loki’ye teşekkür etti ve onu Asgard’a geri kabul etti.
“Bu atın üzerinde nereye istersen gidebilirsin,” dedi Loki. “Denizin üzerinde ve havada dörtnala koşacak. Başka hangi at sürücüsünü ölülerin diyarının uzun yolu boyunca taşıyıp sonra da onu Asgard’a geri getirebilir?”
Odin Loki’ye ikinci bir kez daha teşekkür etti ve Sinsi Tanrı’ya düşünceli bir şekilde baktı.
submitted by government_man00 to KGBTR [link] [comments]


2020.09.14 22:22 urgonnabeokme Araplara karşı neden ırkçılık var biri bana düzgün bir açıklama yapabilir mi?

Merhaba şimdi ciddi bir şekilde yazmak istiyorum, Wiki de bir sayfa gördüm anti arabism in turkey diye ve ciddi bir şekilde wiki de böyle bir sayfa olması hoşuma gitmedi ve çevremde de çok sık gördüğüm bir şey araplara çirkin kelimelerle hitap edilmesi, dershane bi hocam vardı mesela demiştiki araplar kadar pis millet yok onlara nasıl corona bulaşmadı.. bunun gibi yüzlerce yazabilirim ama çok uzar. Ve avrupada türklerle araplar pek de ayrı tutulmuyor açıkçası, fransaya ve almanyaya giderseniz genelde birlikte yaşadıklarını görürsünüz. Ve benziyorlarda( bence ) mesela benim kreuzberg te türk sandığım çoğu kişi arap çıkmıştı. Üstelik avrupadaki türklere karşı olan ırkçılığı bilen insanlar olarak türklerin empati kurması gerekmiyormu? Neden araplardan nefret ediliyor cidden mantıklı tek bir sebep bile bulamıyorum ciddi ciddi nedenini bilen varsa yazsın. Teşekkürler
submitted by urgonnabeokme to Turkey [link] [comments]


2020.09.14 09:50 griljedi GRRM 2016 Söyleşileri

- 2015 yılında, yapmaya karar verdiğini söylediği twistin, GoT dizisi için mümkün olmayacağını çünkü kitaplarda hala yaşayan ilgili bir karakterin dizide öldüğünü açıkladı(Elbette bir sürü karakter öldü ve bazıları hiç eklenmedi ama küçük yan karakterleri konu dışına atabiliriz diye düşünüyorum).
- Yüzsüz Adamlar hakkında...
Biliyorsunuz, suikastçilerden oluşan bir loncaya sahip olmak, yaygın bir fantezidir. Suikastçılar loncasını icat eden ilk kişi ben değildim; Biliyorsunuz, bu büyük ölçüde bir fantezi kinayesidir. Tarihte bunun için çok fazla kanıt yok. Şey ... tek kanıt, Orta Doğu'da bulunan Assassins (Haşhaşiler) adlı bir grubun olduğu ve Orta Doğu'daki insanları öldürmek için suikastçılarını gönderen Dağın Yaşlı Adamı adında bir adam olduğu, orası yüzyıllardır insanları öldürdükleri yer ama suikastçıların fantezi loncaları gibi değillerdi, bu yüzden ona kendi yorumumu koymaya karar verdim. Aslında birkaç farklı suikastçı loncası kurdum, sadece Yüzsüz Adamlar değil, Hüzünlü Adamlar ve hepsi.
Yüzsüz Adamlar felsefesinde biraz var; onlar- bazı açılardan onlar bir ölüm tarikatı ve bu dinsel bir temel, ben de bunu düşündüm ve ondan çıkarım yaptım. Gerçek dünyada daha fazla ölüm kültüne sahip olmamamıza şaşırdım, çünkü bana öyle geliyor ki, eğer bir şeye tapacaksan, ölüm oldukça iyi bir şey çünkü biliyorsun, mesela, bizim bütün bu dinlere sahibiz; sana ölümsüz hayat sözünü verirler. Hiçbiri onu teslim etmiyor. Diğer tüm dinlerdeki herkes zaten ölür, bu yüzden kazanan ölüm kültüdür. Ölüm kültü gerçekten ölüme yol açabilir. "Gelin ve bizimle ibadet ederseniz ölürsünüz." Evet, muhtemelen yapacaksın! Öyleyse ... neyse. Bunu aldım ve onunla koştum.
- GRRM, kendini pro-seks feminist olarak tanımlıyor, yani pornogrofinin ve seks işçiliğinin kadını aşağıladığını ve sömürdüğünü ve buna karşı olduğunu.
- Soru üstüne Arya’nın yakında çiçek açacağını ve ileride Arya ve Gendry’nin yeniden buluşacağını söyledi.
- GRRM Dorne hakkında konuştu! Şovu tam olarak reddetmiyordu ama bunun hakkında söyleyecek iyi bir şeyi yoktu. Bir adam, 6. sezonun onun için kitapları bozup bozmayacağını sordu. "Dizide olanların kitaplarda olacağını düşünme, dizi tamamen farklı. Kitaplar öyle olmayacak." gibi bir şey söyledi. Gerçekten ondan(show) hoşlanmadığını hissedebiliyordunuz.
- Yemekte asistanı Joanna bana bazı grafik romanların resimlerini yapan diğer asistanının "süper gizli" bir şey üzerinde çalıştığını söylediğini söyledi ve biraz sonra George masamdayken, bana Bloodraven'ı da içeren daha fazla hikaye üzerinde çalıştığını söyledi. İlk önce D&E öykülerinde Kışyarı'nın Dişi Kurtları olasılığı beni heyecanlandırdı ama sonra ben deh gibiydim, muhtemelen Winds ve sanat asistanı başka bir şey üzerinde çalışıyordu(Sonra bunu tekrar doğruladı, muhtemelen 6. kitap için Kankuzgun’u sahneleri yazıyordu).
- Targ ve Targ Olmayan Teorisinden bahsetmiş ve “İlginç, çok şey biliyorsun” cevabını vermiş(Bilmeyenler için; annesi Targ olmayan ilk doğan Targlar, anneye çekerken sonrakiler babaya çekiyor. Bknz; Rhaegar’ın kızı anneye, oğlu babaya; diğer anneden olma oğlu Jon da annesi Lyanna’ya benziyor).
- 2016’daki Bağış Yemeğindeki söyleşisi sırasında, gelmeden önce, Cersei sahnesi üzerinde çalıştığını söylemiş.
- GRRM, sanat ve oyun gibi şeyler için bazı alt lisanslar çıkardığını söyledi. GRRM ayrıca HBO'nun hikayenin tv versiyonunun tam benzerlik haklarına sahip olduğunu, yani Dany'nin Emilia'ya benzediği resimler yapılamayacağını belirtti. Kendisine iki kez sorulmasına rağmen, HBO ile kendisi arasındaki duyguda gerçek bir bağdan kaçınmakta çok dikkatliydi.
- GRRM, filmlerin kitaplardan çok uzaklaştığında nasıl nefret ettiğini söyledi(Anlayan anladı, bize sor bir de Martin! :D ).
- Bir seyirci GRRM'ye sordu: “Game of Thrones TV dizisi kitaptan uzaklaştıkça, bu, hayran kurgu hakkındaki görüşlerinizi değiştirdi mi veya herhangi bir şey yaptı mı?
GRRM'nin Yanıtı: "Hayır. Telif hakkı ihlali olduğu için hayran kurgusuna karşı çıkmaya devam ediyorum. Tabii ki HBO, bana para dolu büyük damperli kamyonlar ödeyerek bunu aşıyor. Öyleyse, evimin önüne parayla dolu büyük bir damperli kamyonla gelmek isterseniz, size biraz hayran kurguları yapmanıza izin vermeyi düşünebilirim ama o zaman bunu hayran kurgusu olarak görmeyeceğim. Bunu bir alt lisans olarak düşünürdüm. Oyun, kart oyunları ve jeton vb. Yapan kişilere birçok alt lisans yapıyorum. Ancak Harlan Ellison, yıllar boyunca çok sesli olduğu bu kurala her zaman sahipti. Onun hakkındaki konuşmasını YouTube'da bulabilirsiniz ve bence John da sanatçıya para ödemek zorunda olduğunu düşünüyor çünkü bu şekilde hayatımızı kazanıyoruz. "
(Yıllardır dizi için D&D’nin Hayran Kurgusu demiştim ve 2016’da GRRM aslında beni resmen onaylamış. Daha ne diyelim? :D )
- Martin, kimsenin Kankuzgun’unu sevmediğini düşünüyor (ben seviyorum cicim).
- Arkadaşım, Jon ve Arya arasındaki romantizm (teori) ilişkisini sordu, Jon’un Ygritte’de gördüğü Arya bağlantısını gündeme getirdi. GRRM, evet ya da hayır diye bir cevap vermedi. Onun yerine Ygritte’in, Jon’un, yanında rahat hissettiği kadınlık seviyesi olduğunu ifade etti. “Bunun bir romantizm göndermesi olduğunu düşünmüyorum, bu belirli bir fiziksel tipe bir göndermeve Jon’un takdire şayan bulduğu şeyin bir göstergesi. Bu sanki birinin size birini hatırlatması gibi, biliyorsunuz... Diğer insanlar, orada yaşayan küçük kemirgenlere benzeyen saçlar yüzünden rahatsız olabilir. (Jon) Buna alıştığı için onu rahatsız etmiyor. GRRM şimdi koridorda "Geçmişteki bazı şeylerin bu kadar güçlü bir foreshadowing olmamış olmasını dilediğini" ve "bazı yeni şeylerin o zaman daha güçlü bir foreshadowing olmasını dilediğini" söyleyerek bitirdi.
- Bunun yerine George, (kitabın) taslağının ofis binasına asılmasına ve birinin fotoğraf çekip bunları paylaşmasına "kızdığını" söyledi. Bunun sadece kendisi ve yayıncı için bir mektup olduğunu söyledi. Bunu söylerken çok kararlıydı ve yüzünde görebiliyordunuz. Daha sonra, taslaklar yazmakta, kitap teslim tarihlerini belirlemekte iyi olmadığını ve taslaklarda sık sık "b*k uydurduğunu" ve "karakterlerin yol boyunca değiştiğini" söyledi. Yan not: Geçmiş röportajlarda başka şeyler söylediğini biliyorum(karakterlerin sonlarını 91’den beri bildiğini ve hiçbir zaman değişmediğini sayısız kere söylemesi meselesi, bu yüzden muhtemelen Jaime gibi karakterler için konuşuyor olabilir), bu yüzden bunu istediğiniz gibi yorumlayın. * "Alıntılanmış" kelimeler aynen onun sözleridir.
- Ona Bran / Orman Dansçıları / Pinokyo teorimi sordum. Pinokyo'nun Bran hikayesinde sahip olduğu görünüşte ağır etkiye dikkat çektim ve o da "İlginç" diye yanıtladı. (Pinokyo)Disney filmini görüp görmediğimi sordu çünkü bu onun "en sevdiği" Disney filmi ve ne kadar "karanlık ve rahatsız edici"idi. Kitapları okuyup okumadığımı da sordu ve sonra kitap ve film arasındaki farklara değindi. George, o sırada Pinokyo'nun vicdan istemediğini ve kendisine bir vicdan vermeye çalıştığı için cırcır böceğini ezdiğini söyledi. Birisi araya girdiğinde Bran'ı Pinokyo ile ilişkilendirmeye başladı. Bunun bir çeşit dikkat dağıtıcı taktik olduğuna inanıyorum çünkü bir şeylerin peşinde düşmüş olabilirim. Sonra durup cevabının sonraki bölümünü düşünürken, başka bir kadın Shakespeare'in onu nasıl etkilediğini sordu. Bu arada, bu Shakespeare sorusu halka açık tartışma panellerinde en az iki kez daha sorulmuştu.
- Doğrudan gerçek kitaplardaki referanslardan söz etmeye başladı, o zamandan bugüne taslaktaki "farklılıklara" gitti. Ana beşlinin oyun sonunu, ve Sansa’yı da dahil ederek, Demir Tahta kimin oturacağını hala bildiğini söyledi, ancak herhangi bir ayrıntı vermedi bariz nedenlerden dolayı.
(Şimdiye kadar çevirdiğim bu söyeleşi karmaşık bir şekilde sıralanmış, bir yerde bahsedip sonra ileride tekrar bahsedip ayrıntıya giriyor veya arada başka bir şey bahsedip devame diyor gibi, anormal. Bu yüzden tekrar tekrar sorulmuş gibi düşünmeyin bazı şeyleri.)
- (Jon-Arya meselesine devam) Pekala, bunu benden daha fazla düşündün. Demek istediğim, Jon Arya'ya çok düşkün. Burada Stark ailesi yuvasındaki iki garip kuştu. Diğerleri, birbirlerine benziyorlar, ikisi de kahverengi saçlara sahipti, biliyorsunuz, Sansa ve Bran ve Rickon ve Robb'un kumral-kızıl saçlarının aksine. Yani aralarında her zaman bu yakınlık vardı. Ve bilirsiniz, Arya Jon'un bir piç olduğunu umursamadı ve Jon da Arya’nın bir erkek fatma olduğunu umursamadı, bu yüzden orada bir yakınlık var. "
- [Jon'un sevgilisini kız kardeşiyle karşılaştırmasıyla ilgili soru (ama olayı çok baya başka noktaya geçirip, başka şeylerden bahsedip, sonunda bir şeyler bağlıyor)] "O(Jon) yaptıysa, uhm ... Bu kitapları 1991'de yazmaya başladım ve uhm, 91'de üzerinde çalıştım ve sonra bir televizyon oyunu aldım, bu yüzden onu gerçekten 'Doorways' üzerinde çalışmak için bir kenara bıraktım. 92-93'te tv pilotu ve bir televizyon programı yaptım. 94'te ona [kitaplar] geri döndüm ve üzerinde çalıştım. Biliyorsun, o zamana kadar, yazar olarak kariyerimde, satış öncesinde kitabın tamamını hep daha önce yazmıştım. Bu alışılmadık bir durum. Çoğu yazar bölümler ve bir taslak yazıyor. Birkaç bölüm yazıyorlar, kitabın geri kalanının ana hatlarını veriyorlar, bunu yayıncıya veriyorlar ve yayıncı 'tamam, onu alacağım' diyor.
"Bazılarınızın fark etmiş olabileceği gibi, çok çok dikkatli bir şekilde ilgilenenler, son teslim tarihlerinde iyi değilim. Ve, uh, taslaklarda da iyi değilim. Her zaman taslaklardan nefret ettim. Fevre Dream ve Armageddon Rag ile Dying of the Light ve tüm romanlarım ile kitabın tamamını yazdım. Bölümler ve taslaklar yapmadım. Oturdum, bütün bir kitap yazdım ve ajansıma gönderdim. 'Bakın, işte tam bir kitap ve bitti' dedim. Bu şekilde son teslim tarihim olmadı, piyasaya çıkmadan önce bitti. Ve benim için iyi çalıştı. Ve ilk düşüncem bunu aynısını yapmaktı bir şekilde ama olan şey, biliyorsunuz, 1994'te, ona döndüğüm ve üzerinde çalışıyordum ve bu konuda çok heyecanlıydım ve 'Bu Game of Thrones kitaplarını gerçekten sonraki bölümlerini bitirmeyi istiyorum ' . Ama hala Hollywood'daydım ve Doorways’deki tüm bu temelleri kaybettim, hala oradaydım ... Stüdyolar ve Networklar hala benimle çalışmak istiyor, bu yüzden başka işler alıyorum "Bu filmi senin yazmanı istiyoruz", "başka bir tv pilotu yapmanı istiyoruz" gibi. Ve biliyorsun, onlardan birkaç tane aldım ve 'Aman tanrım, kitabı tekrar kaldırmam gerek' dedim. Çünkü [kitap için] son tarihim yok. Biliyorsunuz, Hollywood'u düşündüğünüzde size bir son tarih verecekler, bilirsiniz, 'burda oğlum, bu filmi yaz, üç ay sonra istiyoruz' diyorlar.”
"Bu yüzden, 'Bak, romancı olmaya geri dönmek istersem, bitmemiş olsa bile bunu satmak zorunda kalacağım' dedim. O noktada 200 sayfalık Game of Thrones'um vardı ama onlar bunu istediler "Taslaklar yapmıyorum. Ne olacağını bilmiyorum, giderken çözüyorum. Ve hep böyle yaptım." dedim. Hayır, bir taslak hazırlamamız gerekiyordu. Bu yüzden iki sayfa yazdım, ne olacağını düşündüğümle ilgili iki sayfalık bir şey. Bir üçleme olacak, üç kitap olacak, Game of Thrones, the Ejderhaların Dansı. ve Kış Rüzgarları Bunlar üç pencere başlığıydı. Ve, uh, üç kitap olacak ve bu olacak ve bu olacak ve bu olacak. Ve ben uyduruyordum.”
"Ve bu iki sayfanın çoktan unutulduğunu düşünmüştüm çünkü elbette kitaplar satıldı. Her ikisi de Amerika Birleşik Devletleri'nde ve İngiltere'de satıldı. Daha fazla Hollywood işi almak zorunda kalmayacağım kadar çok paraya sattılar. Böylece etrafta 'hayır' diyebildim. 94 ve 95'te bitirmek için birkaç tane daha az [???] vardı. Bir kere ‘hayır, artık daha fazla tv show istemiyorum, bu kitapları yazmak istiyorum” dedim ve kitapları yazmaya başladım. Ve bu süreçte, taslağı hemen hemen göz ardı ettim. Karakterler beni tamamen farklı yönlere götürdü. Yani, 20 yıl boyunca o iki sayfalık şeyin var olduğunu bile unutmuşum. Ve sonra İngiliz yayıncım HarperCollins'den biri, yeni bir ofis binasına, uh, yepyeni ofislere, yeni konferans odalarına, kitaplarla ve benzeri şeylerle dekore ettikleri büyük konferans odalarına kavuştu. . Konferans odalarına yazarların adını verdiler, yani konferans odalarından biri [?] Ve bu plastik vitrinlerden birine iki sayfalık taslağı astılar, evet. [??], benden izin istemediler, sadece koydular. Ve bu iki sayfalık taslakta Jon ve Arya romantik bir öğe haline geliyor. "
(Sonra yine en yukarıda “işte bunun romantizm göstergesi olduğunu sanmıyorum... ile başlayan paragraf geliyor ve sonra 5 dakika kaldı, diye bir şey söyleniyormuş ve GRRM devam ediyormuş.)
"Biliyorsunuz, bu taslağın ortaya çıkmasına çok kızmıştım. Olmamalıydı. Bunun gibi ana hatlar ve mektuplar yalnızca editörün gözleri içindir. Kamuya açık gösterilmemelidirler. Ve, uh, onlar ayrıca [?] [?] üzerindeki kağıtlarım, tüm makalelerim ve yazışmalarım. Biliyorsunuz, o şeyleri oraya yıllardır gönderiyorum ve bu, bilirsiniz, gelecekteki bilim adamları için veya her neyse, tıpkı diğer birçok yazar gibi. Her nasılsa, kafamın arkasında 'evet, öldüğümden 20 yıl sonra bir bilim adamı girip onları bulacak' gibiydim. Hemen içeri giriyorlar! "
[1991 sonuyla devam edip etmediğini soruyorum]
- "Evet, yani nereye gittiğimi bilmediğimi söylediğimde kısmen şaka yaptım. Ana fırça darbelerini biliyorum ve ana fırça darbelerini 1991'den beri biliyorum. Kimin Demir Taht'ta olacağını biliyorum. Bazı savaşları kimin kazanacağını biliyorum, ana karakterleri; kimin öleceklerini ve nasıl öleceklerini, kimin evleneceğini ve tüm bunları biliyorum. Ana karakterler. Tabii ki yolum boyunca bir bir çok küçük karakter, bilirsiniz, ben, uhm ... 1991'de Bronn'un nasıl olacağını biliyor muydum, Bronn'a ne olacağını? Hayır, Bronn adında bir adam olacağını bile bilmiyordum. Onu yol boyunca keşfettim. 'Tamam, (Tyrion)kaçırılıyor. Bakalım orada bir çift paralı asker var, isimleri Fred ve Bronn' yazıyordu. Aslında Bronn ve Chicken'dı ve onlardan biri öldü, bir yazı tura attım 'tamam, kim öldü? Tavuk öldü, çünkü adı aptalca. Bronn daha iyi bir isim, bu yüzden Bronn'u koruyacağım.' Ve sonra Bronn oldukça ilginç bir karakter haline geldi ve bu karakterlerin çoğu kendi akıllarını kazanıyor. Siz konuşana kadar öne doğru itiyorlar ve havalı bir söz düşünüyorsunuz ve Bronn'a veriyorsunuz çünkü konuşmaya çalışıyor ve şimdi Bronn havalı bir şey söyleyen biri. [?] Karakterler bu şekilde sizde büyüyor. Bu yüzden hala yol boyunca küçük karakterlerin çoğunu keşfettiğim. Ama ana-"(cümle tamamlanmamış? Peh)
[Arya'nın ve Jon'un kaderini bilip bilmediği soruldu.]
- "Tyrion, Arya, Jon, Sansa, bilirsiniz, tüm Stark çocukları ve büyük Lannisters, evet."
(Yeminle şu ana kadar çevirdiğim en karmaşık söyleşi bu oldu, muhtemelen aktaran arkadaşın kendisinden kaynaklı çoğu ve GRRM de baya çelişkili ve yarımlı ve aktaranın bile anlamadığı bazı cümleler kurmuş. Ne diyon abi sen? Sıfırdan şimdi her şeyi tekrar daha düzenli anlat lütfen. :D Neyse şimdi başkalarına geçiyoruz, burası bitti.)
- En çok hangi karakterle ilişki kurduğu sorulduğunda “hepsiyle ilişki kuruyorum. Onlara sempati geliştiriyorum. Empati, her yazarın meydan okumasıdır. Yazmayı öğretirken insanlara ‘bildiklerini yazmak’ yerine tam tersini yazmanı söylüyor. Derileri içinde dolaşmaları gerekiyor.”
- Jon ve Robb olmak ister ama gerçekten Sam gibi (Aslında bu son dönemlerde Sam’e benziyorum açıklamalarını ilginç buluyorum çünkü ilk yıllardan beri kendisini Tyrion ile özleştirdiğini gördüm ama sanırım artık öyle olmadığını anladığı bir aydınlanma yaşadı).
- Aeron'un inancını paylaşmadığını ancak ilginç bulduğunu söyledi. İnancı sayesinde kendini bir arada tutan paramparça bir adam.
- "Brienne, zincirden örülmüş zırhlı bikini giyen DND kadın savaşçılarına cevabımdır"(Saygılar usta, aldık mesajı, seni anlıyor ve sonuna kadar bu konuda destekliyorum).
- Birisi Arthur Dayne'in öldüğünü doğrulamak istedi. "HİÇBİR ŞEYİ ONAYLAMIYORUM. 1000 aptal teorinin hüküm sürmesine izin verin ”(GRRM, ben senin....)
- Sancaksık Kardeşlerin neden R’hllor inancına geçtiği soruldu. “Çünkü onlar birinin ölümden döndüğünü gördüler. Birinin ölümden dirildiğini görsem ben de o dine girerdim.
- Birisi Brandon Stark'ın Kral Toprakları'na gittiğinde Rhaegar'ın çıkıp ölmesi dışında başka bir şey söyleyip söylemediğini sordu. George, tarihin bunu kaydetmediğini söyledi ama muhtemelen şöyle bir şeydi, "Bu uzun bir yolculuktu. Yiyecek bir şeyler var mı? Oğlum, atıma iyi bak. " (Şakanı yesinler.)
- Annem, zor zamanlar geçiren çok iyi bir aileden geliyordu ama yine de bir servet hatırası vardı. Bradys adlı ailesinin adını taşıyan uzun bir iskele inşa ettiler. Okula giderken her gün çok süslü Brady evinin önünden geçti ve kendi kendine "Neden o eve BİZ sahip değiliz? O rıhtım bizimdi! Kendimi kraliyet ailesinin sürgün edilmiş bir üyesi gibi hissettim. Belki de Dany şeylerin bir kısmı buradan geldi.”
- "ASOIAF'in bu kadar uzun olmasını planlamıyordum. İçinde dolaştım. Daha önce sadece dört roman yayınlamıştım ve her biri sadece bir yıl sürdü. ASOIAF'ı bir üçlü olarak yazmayı planlamıştım, bu yüzden üç yıl süreceğini düşündüm. İlk kitap için 1400 sayfaya ulaştığımda, uzun bir kitap olacağını biliyordum. Yaklaşık 400 sayfa kaldı ve bu ACOK'a dönüştü. Sonra "dört kitap üçlemem" beş oldu ve sonra altı kitap üçlemesi oldu. Ben onu 6 kitapta tutmaya sımsıkı sarıldım ama eşim Parris yedi parmağını kaldırmaya devam etti. Tolkien'in dediği gibi, hikâye anlatıldıkça büyüdü. "
- Konuşmanın öne çıkan bazı kısımları: -Varys ve Littlefinger, her birinin birbirleriyle ilgili zararlı şeyleri bildiği, ancak hiçbirinin diğerinin niyetinden emin olmadığı (Littlefinger daha yakın olsa da) politik bir dans oynuyor.
- Eğer en sevdiği karakteri öldürürse karısı onu terk edecek herkes diyor ki, A ile başlayıp bitiyor.
- Hayır, 2500 kişilik bir forumda Lyanna'nın son sözlerini açıklamayacak.
-Ve en açıklayıcı olanı: Winds için Kış'ın 'şeylerin öldüğü' en karanlık dönem olduğunu ve birçok karakterin karanlık yerlere gideceğini söyledi(gel de heyecan yapma :D ).
- Yedi Krallık'taki siyasi kurumların neden bu kadar zayıf olduğunu düşünüyorsunuz?
Krallık ejderhalarla birleşti, bu yüzden Targaryen'in kusuru monarşiyi tamamen onlara bağlı olarak yarattılar. Küçük konsey gerçek bir kontrol ve denge olarak tasarlanmadı. Bu yüzden, ejderhalar olmadan (krallık) aksırdı, çılgınca beceriksiz ve megalomanyak bir kral, aşk vurgunu bir prens, acımasız bir iç savaş, tahtla ne yapacağını gerçekten bilmeyen ahlaksız bir kral ve sonra kaos.
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.09.13 21:39 karanotlar Arzulardan arın. Esrarengizi gör. Arzulara bürün. Arzu uyandıranı gör.

_Kalpteki incelik ise sevgi yaratır. Sözlerdeki incelik güven yaratır. Düşüncedeki incelik derinlik yaratır. Bunlara sahip olan insan ise her zaman kendini aratır. _Bir ülkede saraylar ne kadar çoksa, halk o ölçüde fakirleşmiştir. Saraydaki lüks ve pahalı şeyler ne kadar fazlaysa, tahıl ambarları o kadar boşalmıştır. Başkalarının yoksullaşması üzerine kurulmuş olan bu gösteriş, Haydutların yağmadan sonraki böbürlenmelerinden başka bi şey değil. Buna hırsızların cakası denir. Yol, bu değildir. Budur işte sahte YOL. _Halk açsa Bu üsttekilerin fazla vergi yemelerindendir. Halkı yönetmek güçse bu üsttekilerin her işe karışmasındandır. _Tasalanma sebebim bir bedenimin olmasıdır, Bedenim olmasaydı tasalanacak neyim kalırdı?" _İnsan ne kadar çok bilirse hükmedilmesi o kadar zor olur. Bu nedenledir ki eğiterek hükmetmek isyan getirir, cahil bırakarak hükmetmek mutluluk. _Sadece kendiniz olmak ile mutlu olduğunuzda ve kendinizi kimseyle kıyaslayıp, yarışmadığınızda, herkes size saygı duyacaktır _Kutlu kişinin kendi kalbi yoktur. Yetmiş iki milletin kalbidir onun kalbi. O kendi çocukları gibi bakar hepsine. İyilere iyiyim Kötülere de iyiyim. Çünkü iyiliktir ERDEM. Dost olana dostum Dost olmayana da dostum. Çünkü dostluktur ERDEM. Kutlu kişi sükûnet içinde yaşar. Geniş kalbi dünyaya açık. _Kutlu kişi isteksizliği ister. Değerliye değer vermez. _Mutsuzsanız geçmişte. Endişeliyseniz gelecekte. Huzurluysanız şu an da yaşıyorsunuz. _Brahman rahibi: “Komşunun tanrısını kendi tanrından çok sev!” _Görmek istemeyenden daha kör kimse yoktur. _Zorlanan bir şey, eninde sonunda eski durumuna geri dönecektir. _Başkalarını anlamak olgunluk, kendi kendini anlamak ise daha üstün bir olgunluktur. _Kayıp bazen kazançtan daha fazla yarar sağlayabilir. _Su gibi olmalısın. Kırılmamak için bükül. Düz olmak için eğril. Dolmak için boşal. Parçalan ki yenilen. _Bir insan, doğduğunda yumuşak ve güçsüzdür; öldüğünde, sert ve bükülmez. Bitkiler canlıyken yumuşak ve esnektir; öldüklerinde sert ve kuru. Bu yüzden sertlik ve bükülmezlik, ölümün yoldaşlarıdır, yumuşaklık ve narinlik hayatın yoldaşları. Yumuşaklık sertliğe, dirençsizlik kuvvete karşı zafer kazanır. Biçim alabilen şeyler sert olan şeylerden üstündür. _Zekice olmayan bir davranışa dahi zekice karşılık ver. _Konuşmadan önce düşün; Gereği var mı? Şefkat barındırıyor mu? Kimseyi incitebilir mi? Sessizliği bozacak kadar değerli mi? _Küçük kafalar kişileri, büyük kafalar fikirleri konuşur. _Bilge kişi kendi kişiliğini en sona koyar ama yine de en öndedir _En büyük iyilik su gibidir: sudaki iyi herkese yarar. Su bu iyiliği umursamadan yapar. _Kazanmak yada kaybetmek, hangisi daha iyidir? En iyi lider insanların ancak varlığından haberdar olduğu liderdir. _Tao Karıncayla imparator arasında fark gözetmez. Rahmetini iyiden de kötüden de esirgemez. _Dünya olduğu gibi olağanüstü güzel. _İyilik bilmez gökyüzü. En büyük iyiliği de budur işte. _Doğal olan güzeldir. İnsan içinden öyle geldiği için iyilik yapmalıdır, ödül beklediği için ya da cezadan korktuğu için değil. İçten gelmeden yapılan şeyler de uyum getirmez.
_Tao soyuttur. Ne yükselirken parlaktır ne de batarken karanlık. Tarif edilemez ve anlayışımızın ötesindedir. Başlangıcı ve sonu yoktur._Onu adlandırdık mı, onun sonsuzluğunu yitiririz. Çünkü her söylenen söz, her verilen ad şeyleri “Kendisi olamayandan” ayırır. _Su, TAO’nun simgesidir. O, yumuşak ve uysal, ama taşı yenecek kadar güçlüdür. En ince aralıklara bile sızar. Karşılık beklemeden çevresine hizmet eder. Her zaman en altta, insanların hor gördüğü yerlerde kalır. Bu yüzden de toplayıcı, birleştirici olur. Her yerde çevresiyle uyum sağlar. İçinde bulunduğu kaba uyar. Yine de hiç bir zaman kendi doğasını yitirmez... _Tao, her şeyin kaynağı olan “HİÇLİK”tir. HİÇ iken Bir oluruz. Bir’ken İki oluruz. İki iken Üç oluruz. Üç’ten bin bir tür oluruz. Hiçlik, karşıtlıklar dünyasının kaynağıdır. Birinin içinde ötekinden, erkekte kadından, kadında erkekten, ışıkta gölgeden, toprakta güneşten bir şey vardır her zaman. Her şey karşıtıyla vardır. (Ying Yang.) Tao içerdiği yol olma niteliğinin yanı sıra rehber olmasıyla, aslında aynı anda yapan ve yapılmakta olan gibi iki kavramı içinde barındırır: Hem yönetmen hem aktör, hem besteci hem melodi, hem seyrüsefer cihazı hem seyrin ta kendisi. Üstün insana Yol'dan söz etsen, gayretle işe sarılır. Nasipsize söylesen vay haline, kahkahaya güler. Gülmeseydi, yol, yol olmazdı. İnsanlar yeryüzünü izler, yeryüzü gökleri, gökler Yol'u izler. Yol ise olanı. _ Çılgınlar tanrısal vahiy ararlar Göğün-yerin işaretlerinde. Ben bilgelik ararım Zaman ve dünyanın işaretlerinde. _ Kimileri mucizeleri kutsal sayar. Ben mucize olmayanı kutsal sayarım… _Uyanmış insan işlenmemiş cevheri görür. _Bilge, gece içinde bir okyanus gibi, durgun ve sessizdir ama bir kış rüzgarı kadar yakıcıdır. Bilge kişi bulutlar gibi sürüklenir, belli bir yeri olmadan. yeni doğmuş bir bebek gibi kendini ifade etmeye çalışmaz. Bilge kişi bilir ki kişi yenilerek yenebilir ve yenerek yenilebilir. Bilge kişi kendine önem vermez, ama başkalarının ihtiyaçlarını duyumsar o alçakgönüllü ve utangaçtır, böylelikle diğerlerinin kafasını karıştırır.çocuk gibi görünür ve dinlenir. Bilge kişi kafasında yenmeyi kurmaz ki yenilsin, bir şeye sarılmaz ki yitirsin. bilgenin yolu kurnazlığa kaçmadan çalışmaktır. _Büyük iyilik su gibidir. Doğal olarak akar. Reddeden insana bile faydası olur. Tao gibidir. Bilge kişi de su gibi yaşar, arzusuz ve alçakgönüllü, entelektüel düşünceli, sevecen, adildir. Bilge kişi sessizce çalışır. Ne övgü ne de şöhret aramaz. Uyuyan bir bebek gibi nefes alır ve uyumu gözetir. _Tao yaratır ama saygınlık istemez ve yol gösterir ama karışmaz. Tao seyahat etmeden de bilinip gözlenebilir; ondandır bilge kişinin bakmadan her şeyi görmesi. Her nesne tao nazarında birer küçük evrendir; dünya kainatın küçük evreni, ulus dünyanın küçük evreni, köy ulusun küçük evreni; aile köyün küçük evreni, ve bedeni kişinin ailesinin küçük evrenidir; tek bir hücresinden galaksiye kadar…
Karar aklın durması halidir; karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar; çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz. _Kalite bir erdemdir! O kendini; mekandaki yaşantıda, düşüncedeki derinlikte, sevgideki cömertlikte, İfadelerdeki gerçeklikte İdaredeki düzende eylemdeki etkide doğru zamandaki doğru harekette gösterir. _Kendini bilen bilge. Başkasını bilen bilgilidir. Kendini yenen kudretli. Başkasını yenen kuvvetli Halinden memnun olan zengindir. Nefsini yenen iradeli. Yerini korumayı bilen kalıcıdır, Ölüp de yok olmayan ölümsüz. _Edimsizliğin her şeyden el etek çekmek, eylemsizlik demek değil, tutkulu, hırslı eylemlerden, doğadaki dengeye ters eylemlerden uzak durmak demek. İçine kapalılık demek değil, ukalalık, gevezelik etmemek, çevresine yaşamı ve tutumu ile örnek olarak yol göstermek demek. _Kutlu kişinin bu sınırsız iyiliği karşısında herkesin ağzı açık kalır. _Hep hiçlikte kalanlar görür onun özünü. hep varlıkta kalanlar görür onun yüzünü...” _Edimsizlik, yaşamın akışına aykırı olan eylemlere girişmemektir. _Ezecekler mi birini. Büyütürler onu alabildiğine. Zayıf mı düşürecekler birini. Güçlendirirler onu alabildiğine. Yok edeceklerse birini. Geliştirirler onu alabildiğine. Alacaklar mı elindekini onun. Ona verirler önce bol bol. Budur görmek görünmezi. Yumuşak yener serti. Zayıf yener güçlüyü. Çıkarma balığı derinden. Sırdır düzen. Ele verme sırrını. _Eskinin yetkin ustaları Özlü ve gizemliydiler. Derindiler erişilip bilinmez. Kışın bir ırmağı geçer gibi Çekingen, Komşuların gözü altında gibi Dikkatli, Konuklar gibi sakıngan, Eriyen buz gibi geçici, İşlenmemiş balçık gibi şekilsiz, Vadi gibi geniş. Sis gibi bulanık… _YOL'u yitirmeyen doygunluğu aramaz. Doygunluğu aramayan kalır dolmadan. Hep açık yeni yetkinliğe. _Fazla söz boşa zahmet. İyisi mi içindekini tut içinde. _Su gibidir yüce iyilik. İyidir ki su Binbir türe yarar verir dayatmasız. İnsanların hor gördüğü yerlerde. _En yüce hakanların varlığını Bilmezdi halk. Ne sakıngandı değerli sözleri. İşlerini görürlerdi onlar ve yoluna girerdi. Sonrakiler sayıldı ve sevildi Sonrakilerden korkuldu _Ahlak yok olduğunda doğru davranış biter ve çıkarcılık ortaya çıkar. Çıkarcılık; düzensizliğin başlangıcıdır. _Beş renk gözü kör eder, beş sesse, kulağı sağır. Beş çeşni, tat alma duyusunu köreltir. Fazla düşünmek zihni zayıf düşürür, arzular ise kalbi öldürür. Denge ve ihtiyaç önemlidir. _Bir şeyi daraltmak istiyorsan, Önce onu genişletmelisin. Bir şeyi zayıflatmak istiyorsan, Önce onu güçlendirmelisin. Bir şeyden ayrılmak istiyorsan, Önce onunla birleşmelisin. Bir şeyi almak istiyorsan, Önce onu vermelisin. Buna “ ince kavrayış” denir. _Lao Tse ise toplumdaki çürümenin ahlak dersi verme ve politik önlemler almayla giderilemeyecek kadar derin olduğunu düşünüyordu. Tersine, tüm töreler, kurallar, ahlak, politik girişimler kötülüklerin asıl kaynaklarıydı, insanların doğallıklarına dönmeleri, her türlü tutku ve bencillikten kurtulmaları, toplumsal norm ve değerlerden vazgeçmeleri gerekiyordu. _Derler ki, tüccarın iyisi malını öyle saklarmış ki, onu gören yoksul sanırmış. Arif ve ERDEM’li kişi de odur ki, gören budala sanır, iyisi mi, Siz vazgeçin şu gururlu, hırslı, kibirli halinizden, bırakın şu yakışıksız çabalarınızı “Emirlerle yönetip cezalarla düzenlersen halk yılgın ve utanmaz olur. ERDEM’le yönetir ahlakla düzenlersen halk utanmayı öğrenir ve iyiye yönelir.” Ama gerek “ahlak”, gerekse “yönetme” ve “düzenleme” çabalarının kendisi huzursuzluğun asıl kaynağı Lao Tse’ya göre! _ Asıl tehlikenin büyüğü, asıl sakınılması gereken şey “hortlaklardan” da önce, insanlığa hizmet etme aşkıyla hortlaklara savaş açan kutlu kişiden gelebilecek zarar. _Günümüz yönetimlerinin “tüketim olanakları verip halkı pasifleştirmek” ve “basit halkı bilgisiz bırakmak; aydınların ise gözünü yıldırıp eyleme girişme cesaretini kırmak” türü yöntemlerini kaçınılmazlıkla anımsatıyor bunlar! _Doğru yaşamayı bilen Geçsin ülkeyi bir uçtan bir uca. Rastlamaz tek gergedana kaplana. Geçsin bir ordunun içinden. Ne zırh yarar ne kılıç. Gergedan bulamaz boynuz saplayacak yer. Kaplan bulamaz tırnak geçirecek yer. Kılıç bulamaz keskinliğini gömecek yer. Neden? Çünkü ölümlü yanı yoktur onun. _Yücelerden bilge YOL’u duyunca. İzler onu uyumla. Alçakçalardan bilge YOL’u duyunca Güler ağız dolusu Ve gülmezse bil ki Doğru YOL değildir o. _Bütün keskinlikleri körelt, Bütün düğümleri çöz, Her şeyi birbirine kat. Sır olan Ayniyet, işte buradadır. Sen, ona yaklaşamazsın, Onsuz da yapamazsın. Ona bir hayrın olmaz, Zararın da olmaz. Ona şeref veremezsin, Onu aşağılayamazsın da. Dünyada hiçbir şey onun kadar asil olamaz. _Nesnelere ve kavramlara verdiğimiz anlamlar arzuları ve amaçları doğururlar. İyi ve kötü, alçak ve yüksek, aydınlık ve karanlık gibi. Bu anlamlardan kopmamız arzu ve amaçlarımızdan ayrılmamız sonucu eylemsizliğe varırız. Eylemsizlik bir kere kavrandığında uyumlu yaşama geçiş kapısı açılır. Geçmişin pişmanlıkları ve gelecek kaygısı ve planları gibi gerçek yaşamdan koparan etkiler aynı zamanda insan yaşamında bir tür dengesizlik hali yaratır. Uyumlu yaşam ve doğal akış insanın içinde bulunduğu an ile bütünleşerek yaşamasını sağlar. Bu uyuma yolu izlemek denir. Yol anlamına gelen tao kelimesiyle kastedilen budur. _Kimileri mucizeleri kutsal sayar ben mucize olmayanları kutsal sayarım. Çılgınlar tanrısal vahiy ararlar. Ben bilgelik ararım. _Olgunlaşır varlıklar. Sonra dönerler kaynaklarına. Kaynağa dönmek huzur demek. Huzur amaca varmak demek. Amaca varmak sonsuzluk demek. Sonsuzluğu kavramak aydınlık demek. Sonsuzluk kavranmadı mı Uyumsuzluk gelir. Sonsuzluğu kavrayan hoşgörülüdür. Hoşgörülü demek adil. Adil demek egemen. Egemen demek kutsal. Kutsal demek YOL'da YOL'da demek kalıcı… _Kutlu kişi örnek olur dünyaya. Çevresine ışık saçmaz ve aydınlanır. Kendisine değer vermez ve yüceltilir. Kendini övmez ve yarar verir. Kendini öne koymaz ve kalıcılaşır. Çünkü savaşmayanla Kim savaşabilir dünyada _Biliyorsam biraz doğru YOL’da yaşamı. Tek korkum yolu yitirenlerdendir. Sapanlardan dar sokaklara doğru. YOL dururken _Sağlam kök salan sökülmez. Sıkı tuttuğun çalınmaz. _ERDEM’le dolu kişi Benzer yeni doğmuş bebeğe. Yılan çıyan sokmaz Vahşi hayvan saldırmaz Alıcı kuş paralamaz İncedir kemikleri kasları yumuşaktır ama Yine de sımsıkı yapışır tuttuğuna Erkek dişi nedir bilmez ama Yine de kalkar pipisi Çünkü dopdoludur hayat tohumuyla _Keskinliğini körelt. Karmaşalarını çöz. Parlaklığını sönükleştir. Tozuna karış dünyanın. Budur gizli Bir’e varmak. Buna erişeni Ne sevgi yaralar ne soğukluk Ne kazanç yaralar ne kayıp Ne saygınlık yaralar ne utanç Ki en saygın olur göğün altında _Baştaki sakin ve edimsizse Halk dürüst ve temiz olur Baştaki zeki ve kurnazsa Halk hilekâr ve güvenilmez olur _Büyük ülkeyi yönetmek Küçük bir balık kızartmaya benzer. _Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır. _Ayaksız yürümek. Kolsuz dövüşmek. Saldırısız yenmek. Silahsız durdurmak. En büyük talihsizliktir küçümsemek düşmanı. Küçümseyen korkarım yitirir hazinesini. _Bilmediğini bilmek büyüklüktür. Bildiğini bilmemek eksiklik. _Emretmeden yönetebiliyorsanız lidersiniz. Lider ol, ancak efendi olma. _Düşlerini neyle suladığına dikkat et. _Kendi aczinden onur duymaya kuvvet denir. _Henüz gülümsemeyi öğrenmiş bir bebek gibi. durgun ve ifadesizim, _Eğer ki halkın korktuğu biriysen, Sen de halktan kork _Çok bilenler konuşmaz, çok konuşanlar bilmez _Üç hazinem var: Sadelik, sabır ve merhamet. _Bahar gelir ve çimenler kendiliğinden yeşerir. _Diğer insanların hakkınızda ne düşündüğünü kafanıza takarsanız,daima onların kölesi olursunuz. _Dostlarını kendine yakın tut, düşmanlarını daha da yakın. _Düşüncelerinizi değiştirin, hayatınız değişsin. _Tanrı size istediğiniz insanları değil, ihtiyacınız olan insanları verir. _Gerçek bilge aydınlanmanın amaç değil, anlam olduğunu anlar. _Eğer pes edebilirsen güçlüsündür. Kötülüğe iyilikle karşılık ver. _Bir aile iç ahengini yitirdiği zaman “hayırlı oğullar”dan söz ederiz. Bir devlet kargaşaya sürüklendiği zaman sadık devlet adamları”ndan _Dünyadaki herkes güzeli güzel olarak bilir Ve çirkinlik de bu yüzden vardır. İşte böylece, Varlık ve yokluk birbirini doğurur, Zor ve kolay birbirini tamamlar, Uzun ve kısa birbirini şekillendirir, Yukarı ve aşağı birbirini doldurur, Sesler ve tonlar birbiriyle uyuşur, Önce ve sonra birbirini izler. _İnsanların onay vermesini önemserseniz, onların mahkûmu olursunuz. _Düşlerini neyle suladığına dikkat et. Düşlerini endişe ve korkuyla sularsan, yaşamını boğan yabani otlar biçersin. Düşlerini iyimserlikle, çözümlerle sularsan, başarı biçersin. _Kalbinizde yeşil bir ağaç bulundurun, belki şakıyan kuşlar gelir. _ Erdeme haiz olanlar kusur aramaz. Kusur arayanlar erdeme haiz değildir _ Orada oturup sessizce tefekküre dalarak Zihnini temizleyebileceğini mi sanıyorsun? Bu, zihnini yalnızca daraltır, temizlemez. Tam uyanıklık akışkandır ve uyumludur; Her zaman ve mekanda vardır. Gerçek tefekkür işte budur. Dünyadan uzak durarak kim saflığa ve basitliğe erişebilir. Tao temiz ve basittir Ve dünyadan uzak durmaz. Neden basit şekilde ana-babanızı onurlandırmıyor, çocuklarınızı sevmiyor, kardeşlerinize yardım etmiyor ve en yüce doğruyu anlamak yerine, elinizde sıradan yöntemler bulunduruyorsunuz? Bu, gerçek saflık, gerçek basitlik ve gerçek ustalık olacaktır. _Bilmek ama yine de bilmediğini düşünmek en büyük hünerdir. Bilmemek ama bildiğini düşünmek ise hastalıktır _Zeka, bilgelik demek değildir. _Bir ağacın güzelliği hiçbir zaman kelimelerle ifade edilemez; bunu anlayabilmek için onu kendi gözlerinle görmelisin. Dil, bir şarkının melodisini yakalayamaz; onu anlayabilmek için kendi kulağınla işitmelisin. _Ermiş kişi yönetirken: Kalplerin boşalmasını ama karınların doymasını sağlar. İstekleri zayıflatır, ama kemikleri kuvvetlendirir. İnsanları daima alimlikten ve arzudan yoksun bırakır ve alimler bir eyleme geçmeye cüret edemez. Yaptıkları bundan ibarettir ve işte böylelikle düzensiz bir şey kalmaz. _Büyük işler başarıp şeref kazandıktan sonra bir yana çekilmesini bilmeli. _Büyük bir milleti yönetmek küçük bir balık pişirmek gibidir; fazla kurcalarsanız mahvedersiniz. _Sonsuz Tao, ne anlatılabilir olan, ne de ad verilebilir olandır. Her şeyin durmaksızın dönüştüğü ileri sürülerek, ona ad vermekle.. _Taoist cinsel uygulamalar - Özlerin Birleşmesi. Uzun yaşama ve ölümsüzlüğe ulaşmasının yöntemlerinden biri genç yaştaki bakirelerle cinsel ilişki kurmaktır. Tavsiye edilen 14 - 16 yaş aras..Chang Taoist cinselliğin yaşlı erkek - genç kız ilişkilerinde hayata geçirilebileceğini belirtirken, genç erkeklerin ise gençler yerine yaşlı kadınlarla ilişki kurmasının daha avantajlı olduğunu ileri sürmektedir _Konfüçyüs bir gün suyun içinde çırpınan adamı kurtardıktan sonra. coşkun suların içinde sağ kalmayı nasıl başardığını sormuş. 'Çok kolay!' demiş adam. 'Akıntı beni aşağı çektiği zaman daldım, yukarı ittiği zaman da su yüzüne çıktım.'" sertliğe karşı yumuşaklığın, tutkuya karşı tutkusuzluğunu, hoşgörüsüzlüğe karşı hoşgörünün, erkeğe karşı kadının yanını tutan bir öğreti bu. _ Hiçliğe dönendir Biçimlenmemiş biçim Aslı olmayan resim Karanlıktır kaostur _Ah daha ne kadar sürer yalnızlık. Herkes sevinç saçıyor. Bayrama gider gibi. Bir ben çekingen. Gülmeyi öğrenmemiş bebek gibiyim. Huzursuz savrulurum. Yersiz yurtsuz gibiyim. Herkes bolluk içinde. Ben unutulmuş gibiyim. Mağara gibi yüreğim. Uyumsuz ve karanlık Dünya insanları ışıl ışıl ah Bir ben bulanık su gibiyim. Dünya insanları kurnaz mı kurnaz. Bir ben kapalı kutu gibiyim. Huzursuzum ah deniz gibi. Dur durak bilmeyen girdap gibiyim. Herkesin hedefi var Bir ben aylak dilenci gibiyim Bir ben başkayım herkesten Ama değerlidir anadan alınan besin. __YOL’da bir oldun mu onlarla YOL’da olanlar da Hoşnut olur bundan. Yoklukta bir oldun mu onlarla. Yoklukta olanlar da Hoşnut olur bundan. Güven bulamaz güven göstermeyen. _Ayak parmakları üstüne kalkan sağlam durmaz. Dizlerini kırmadan yürüyen ilerlemez. Çevresine ışık saçan aydınlanmaz Kendine değer veren yüceltilmez Kendini öven yarar vermez. Böyle kişi yemek artığı yara irini gibidir YOL’a _Yüceliğini bilip alçaklığını yitirmeyen Olur göğün altında vadisi yerin _YOL doğurur. ERDEM besler, Büyütür, bakar, Geliştirir, tutar, Örter ve korur. _Yeryüzünün kaynağı var ki anası yeryüzünün. Her kim anaya bakarsa Yaşamı boyunca korkmasın bir şeyden Sonsuzluğu kucaklamaktır bunun adı _Ülkenin günahını kim alırsa üstüne. Başta gider tohum kurban töreninde. Ülkenin acılarını kim alırsa. üstüne Hakanı olur yeryüzünün _ERDEM’li kişi ERDEM’i bilmez Ondan ERDEM’lidir o. ERDEM’siz kişi Çabalar ERDEM’i Yitirmemeğe. Ondan ERDEM’sizdir o. ERDEM’de olan amaçsız. ERDEM’siz olan amaçlı.YOL’u yitirince ERDEM. ERDEM’i yitirince aşk. Aşkı yitirince adalet. Adaleti yitirince ahlak. Sadakat ve güven kıtlığıdır ahlak. Ve başıdır huzursuzluğun _Her şey Ya çoğalır azaldıkça Ya azalır çoğaldıkça _En büyük yetkinlik eksik görünür Ve sonsuz olur etkisi En büyük doğruluk eğri görünür En büyük yetenek aciz görünür En büyük belagat dilsiz görünür Soğuğu hareket yener sıcağı sükûnet Saflık ve sükûnet Bu ikisi ölçütüdür dünyanın _Ölümden korkmaz olursa insanlar Nasıl korkutursun ölüm korkusuyla? Ölümün sahibinin yerine öldürmek Marangoz yerine keseri ele almak demek. _Yaptığını kendi yaşamı için yapmayan Daha bilgedir yaşama değer verenden _TAO’nun özünü kavramanın yolu, hep hiçlikte kalmak, tutku ve isteklerden arınmaktır, TAO’nun özüne varacağım diye tutkularından kurtulmak için çabalayıp duran kişinin bu halinin de tutku dolu olduğunu hatırlatıyor _“Fincanı iki elinle tutarken, aynı anda dolduramazsın. _Hiç ile kaynak aynıdırlar. Yalnızca biz farklı adlar vermişiz. Maddesel ve tinsel her şeyin kaynağı olan TAO… _Toplum kuralları gerçekte toplumsal hastalıkların asıl kaynağı olduğunu gösteriyor. Devlet yönetiminin filozofların işi olduğu inancındadır. Basit halk, yüreğini huzursuz kılmaktan başka bir işe yaramayacak, ona ancak mutsuzluk getirecek olan tüm bilgiden uzak tutulmalıdır. Tutkularını aşmış, bilge kişi içinse durum başkadır: _Karın, Karanlık, gizli, sırlı hakikatin simgesidir._ __ İyilik bilmez gökyüzü. En büyük iyiliği de budur işte .“Sevgi, iyilik, insaniyet, bağlılık”…Taoculuk bu tür sevgiyi reddeder: Böylesi sevgi, kimilerini başkalarına karşı kayırmak demektir. Oysa TAO’nun, doğanın, dünyanın iyiliği, tarafsızlığında, kimseyi sevmeyip, kimseyi kayırmamasındadır. . _Taoculuk’ta ne geçmiş ne gelecek, yalnızca şimdiki yaşam vardır. _Zhuang Zi, Ölümün eşsiz bir “mutluluk” olduğunu savunur. _Yaradılış, doğa ananın koynunda sürekli olarak yeniden gerçekleşir…. _Vadi hiçliği simgeliyor. Her iki yönden de “vadi ruhu” TAO’yu çağrıştırıyor: ana rahmi” anlamına geliyor. “Karanlık dişinin kapısı” da, hem bin bir türün doğuşunun tablosunu çiziyor, hem de “sırlar sırrı” olan “tüm mucizenin kapısı”nı çağrıştırıyor. _Ying aydınlık, Yang gizemli karanlık ve ikisini birleştirem yaşam soluğu uyum… _Kong Zi yani Konfüçyüs “Başkalarının bana yapmasını istemediğimi ben de onlara yapmamalıyım” der… “ _Taoculuk’ta daha çok vurgulanan, bütünün parçalardan fazla bir şey olduğu olgusudur... Kitab-ı Mukaddes’te Tanrı, Peygamber Yeşaya’ya “Bilgelerin bilgeliğine son vereceğim, yok edeceğim usluların usunu!” diye seslenir. Yeni Ahit’te de Aziz Pavlus “Nerede zeki insanlar, nerede okumuş kişiler? Tanrı bu dünyanın bilgeliğini deliliğe çevirmedi mi?” diye alaya alır yetenekleri ve bilgeliğiyle övünenleri…Tao ise insanı kendi doğasıyla yüz yüze bırakıyor. _Halkın günahlarını, ülkenin acılarını üstüne alan dünyaya hükümdar olur _Kong Zi, Lao Tse’yı ziyaret ederek onun bilgisine başvurur. Lao Tse onun gururlu ve girişimci tutumunu eleştirir. Kong Zi sarsılmış ve Ustaya derin şekilde hayran kalmış bir halde öğrencilerinin yanına döner. Kong Zi öğrencilerine dedi ki: Kuşları bilirim, uçarlar. Balıkları bilirim, yüzerler. Hayvanları bilirim, koşarlar. Koşanı tuzağın ağı yakalar. Yüzeni oltanın iğnesi tutar. Uçana avcının oku erişir. Ama ya ejderhalar? Ya onlar nasıl yükselir rüzgârların bulutların üstüne de göğe ulaşırlar, bunu bilemem. Lao Tse’yi gördüm bu gün. Düşündüm: Acaba o da ejderha gibi mi?Lao Tse’nin bir “ejderha” gibi olduğunu anlatır. _Toplumsal değerleri ve yöneticilerin otoritesini insanlığın tüm acılarının kaynağı saydığı. _ Kong Zi eski gelenekleri öğrenmek için Lao Tse’ye geldi. Lao Tse ona dedi ki: Sizin sorduklarınız ancak kemikleri bile çoktan çürümüş insanların sorunları. Onlardan bugüne kalan yalnızca sözcüklerdir. Arif kişi zamanını bilir, arabası gelince biner, gelmezse de çıkınını toplayıp gider.
_Karşılaştırmalar yargılamalardır, _Övgü beklemeyen bilge kişidir. _Gereğinden fazla zorlarsan, en müthiş bıçak bile körleşecek. Çaresizlik ona hiçbir işe yaramayan, akordsuz yalanlar söyletecek. Bilgelik de akılla birleşip sağduyulu zekayı ışıldatacak. sabır en dolaşık ipleri bile düğümlerden kurtaracak, _Tabiat kasıtlı hareket etmez. Hiçbir varlığa iyi veya kötü niyeti yoktur. Tao da aynen tabiat gibidir. Tabiat tao'nun takipçisidir. Bilge kişi de böyledir. Tutkularından arınmış _Çömleği yapan kil değil boşluktur. _Kaos ortaya çıktığında, üstün insanın içsel dünyası düzenli ve sakindir. Topluma geri dönüşünde yardımcı olur. Kaos sona erdiğinde toplum tarafından görülebilir. _Çok daha iyidir basitliğini görmek ham ipeğin güzelliğinin ve işlenmemiş taşın; kişinin kendisiyle bir olmasından daha iyidir tao ile bir olması, bensizliğin geliştirmesi. _Butunlugu korumak icin boyun egmek kendini savunmayarak ayricalik kazanir. Eğilmek dik olmaktir; bos olmaksa dolu. Böbürlenen kişi aydınlanmamıştır, saygı görmez değerli insanlardan; böylece, hiç bir şey kazanmaz ve itibarı lekelenir. kibir aşırılıktır ve bilge kişi onlara ihtiyaç duymaz _Yaratıcı prensip birleştirir sonsuzluğa uzanır. Sonsuzluğa seyahat ederken değişmez özünü korur. En lüks yerlerde basitliğini korur. _Onurlu davranın ama alçakgönüllülüğü koruyun. _En büyük balık gölün dibinde yaşar ve bir ülkenin en iyi silahları kuytuda kilitli tutulmalıdır. Uysal ve nazik olan, sert ve güçlünün üstesinden gelebilir. _Gerçekten iyi insan haptığı iyiliklerden bihaberdir. _Liderin görevi nüfusun refahını sağlamaktır kendi refahını değil. _Bazen her şey ters görünür. Aydınlık karanlık. Doğru yanlış gibi, kolay zor gibi, pak olan kirli, ilerleme gerileme olarak görünür. En kötü anlarda dahi umudunu kesmez doğa-tao. Sen de öyle ol. doğru görünen bir dahakinde eğri görünebilir; zeka aptallık görünebilir, güzel söz söyleyiş patavatsızlık görünebilir; hareket soğuğu alt edebilir, durağanlık da sıcağı, ama hareketteki durağanlık tao'nun yoludur. _Sertin üstesinden ancak ona boyun eğen yumuşak gelir. _Aydınlanmış kişi arkadaş edinmekle ilgilenmez, ne de düşman kazanmakla; iyi ya da kötü ile, övgü ya da suçlama ile. bu tür bir tarafsızlık* insanın en üst halidir… _Keskindir ama kesici değil. Pivridirler ama hiç bir zaman delici değil. Parlaktırlar ama kör etmezler. Budur bilge kişinin eylemi. _Tasarlamadan hareket et; doğal bir şekilde çalış ve tatsızın tadını al; karmaşıktaki basiti ara… _Sorunlar ortaya çıkmadan önce yüzleşilirse kargaşanın önüne geçilir… _Uçsuz bucaksız yolculuklar ilk adımı atmakla başlar. Koca ağaç küçük bir fidandan oluşur _Irmağın ve akıntının hakimi denizdir, çünkü hepsinden alçaktadır. öğretmenin öğrencilerine yol göstermesinin en iyi yolu önde gitmelerine izin vermektir. _Tartışmalar kavgacılık yapmak yerine beklemeyi bilerek, üstüne gitmek yerine geri çekilerek kazanılabilir. büyük savaşlar kıpırdadığını belli etmeden ve gizlediği gücünü koruyarak hareket etmek, saldırmadan ele geçirmek silahtan başka şeyler kuşanmak sayesinde kazanılabilir. _Ülkedeki insanların karnı aç canları kıymetsiz olursa onlar da yönetimi alaşağı etmek için artık kendi canlarından geçerler… _Eğilmek bilmeyen savaşçı kendini ölüme mahkum eder ve eğilmeyi reddeden ağaç kolayca kırılır. onun için sert ve yoğun olanın yenilmesi yumuşak ve esnek olanınsa yenmesi mukadderdir… _İhtiyacından çoğuna sahip olandan alıp ihtiyaç sahiplerine dağıtmak tao'nun yoludur yüksektekini alçaltır, alçaktakini yükseltir… _Tezatmış gibi görünse de insanların aşağılamalarını kaldırabilen kişi yönetmeye uygundur. Önderlik etmeye uygun olan da ülkesinin felaketleriyle bizzat yüzleşendir. _Ne kadar azsa çoğalır, ne kadar çoksa azalır. Gerçek her zaman güzel güzel sözler de her zaman gerçek değildir. _Erdemli kişi kendi için tartışmaya gerek görmez çünkü bilir ki tartışmak yararsızdır. _Övgü beklemeden, ışığı saklamak,, aşırılıklar olmadan, kara aynayı temizlemek, arzuların bastırılması ,sakin ve hareketsiz, köke geri dönmek, ahlakin çürümesi, butunlugu korumak icin boyun egmek, değiştirilemeyeni kabullenmek, erdemli pasiflik arkadan önderlik etmek tek başına durmak
Tao Te Ching, Lao Tzu
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.09.12 12:49 egeneges Şarkı öneri postu

Uuzuun bir aradan aslında pek de uzun olmayan bir aradan sonra şarkı öneri postu ile sizlerleyizz...
Bugünkü şarkımız Şehinşah ~Sayın Türk
Şehinşah çoğumuzun tanıdığı ördek sesli kelime dağarcığı muazzam olan, eski çalışmalarıda günümüz çalışmalarıda harika olan bir rapçidir.
Diğer sanatçıların aksine Şehinşah'ın çok farklı bir rhyme tekniği var ve bu sesiyle birleşince ortaya harika işler çıkıyor.
Bir kibrit al, sigara yak da Kutuyu çalma >gider ayak Fikre bak,? var Ekmek arasi >ittifak(?) Afganistan istila Irak da bitti >şimdi bak Sana da kafasi bitti Cebi delikti, >pil bitikti ya.
Irak, Suriye, Afganistan gibi ülkelere yardım gönderip el açmanın ileride Türkiye'yi zayıflatacağını savunuyor.
Burada saf, neşeli halk, mayınla kanka >yalın ayak Hayatla dost hayatı yaşayan kolu >kopuk bir yavrucak Tabir-i caizse durumun tarifi hazin "Ama gene de var Allah'ım" hali Ben Şehinşah, felaketin eşiği
Güneydoğu'daki insanlar artık mayınlara alışmış, mayınlardan yaralanan çocuklar bile "Hayatta bu da varmış." diyerek yollarına devam ediyor. Şehinşah bunun sebebinin insanların bu beceriksin hükümete ve sonu gelmez teröre sempatisinin olduğundan değil, "Olsun bizim dinimiz Allahımız var; Allah verdiyse buna da şükür." diyerek gözleri kör ve cahil bir şekilde yaşamaya devam etmelerinden kaynaklanıyor.
Mamafih müşküllere muhasebe memati Lakin ki fakir muharebedeki tek enayi Ne var ki barış için el ele ver ekâbir Geberene dek katile >katil olalım haydi.
Mamafih : bu durumda, bu haldeyken Müşkül: güçlük, zorluk Muhasebe : hesaplaşma Memati : ölüm
İlk dizede ülke bu durumdayken bu duruma getirenlerle hesaplaşmanın ölüme benzediğini söylüyor. İkinci satırda ise fakirlerin geçim derdiyle savaştığından dolayı ülkede mücadele veren tek kitle olduğunu bu yüzden enayi olduğunu söyleyerek ironi yapmış.
Ekabir : devlet büyükleri, kendini beğenmiş kişi.
Barış için milletin el ele vermesi gerektiğini söyleyerek sonraki dizeyle ekabir olarak tanımladığı kişilerin katil olduğunu ve barış için onların katili olunması gerektiğini söylüyor.
Kelle diye hitap et benim şehit >sandıklarıma Lanet olsun teröre de Lanet olsun sana da Lanet olsun sayın sıfatı yakıştırdığın >adama da Şehinşah; terör, Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Öcalan'a lanet okuyor.
Recep Tayyip Erdoğan, 14 Ocak 2000 yılında Abdullah Öcalan'a "sayın" sıfatı yakıştırmış ve şehitler için "kelle" demişti. Şehinşah bunları da dinleyicilere hatırlatmaya çalışıyor.
Genel olarak şeyhinşah'ın şarkılarını, kalemini ve tarzını beğeniyorum umarım sizde beğenirsiniz...
sözleri-56023906)
şarkı
akagas
submitted by egeneges to akagas [link] [comments]


2020.09.11 11:35 yehova1 Kadın cinayetleri ve üstümüze düşenler

Konumuz kadın cinayetleri ve üstümüze düşenler.
Ülkemizde gün geçtikçe artan kadın cinayetleri bence en büyük sorunlardan biri. Malum kişilerden ses yok ve hiç bi zaman gerekenler yapılmıyor bu yüzden biz büyük bi sorumluluk altındayız bizim tepki göstermemiz gerekiyor. Maalesef ülkemizde adalet sosyal medyadan yürütülüyor(!) lütfen "amaan ben tek başıma tepki göstersem ne olur." demeyin o bi kişiler büyük topluluklar yaratır hem günümüzde, kapanan davaların sosyal medyada gündeme gelmesi ile bu davalar tekrar açılabiliyor. Maalesef kadın cinayetleri işleyenler hakettikleri cezayı hatta bazen hiç ceza almadıkları için diğerleri bundan cesaret buluyor. "Zaten ceza almayız." düşüncesi oluşuyor. Bunun son örneklerinden biri İpek Er olayı erkek arkadaşı olan Musa Orhan tarafından cinsel saldırıya uğradığını söyleyerek hayatına son vermişti. Bu Musa Orhan denen kişi jandarma genel komutanlığı görevinden ihraç edildi. Fakat herhangi bir ceza almadı madem ki bu kişi suçsuz neden görevinden ihraç edildi? Ben artık yönetimden umudu kestim bizim bir şeyler yapmamız gerekiyor. Lütfen bu konularda daha duyarlı olalım.
submitted by yehova1 to akagas [link] [comments]


2020.09.10 22:11 Denemebonusu Venusbet Giriş I venüsbet yeni giriş adresi I Venusbet 22 I Venusbet yeni giris adresi

Venusbet Giriş I venüsbet yeni giriş adresi I Venusbet 22 I Venusbet yeni giris adresi

VENUSBET GİRİŞ

Bahis oyunları dendiğinde akla ilk gelen 5 site içinde ne olursa olsun Venüsbet sitesi de olmaktadır. Kaliteli hizmetinin yanı sıra ödemelerdeki pratikliği, gizliliği ve hızı da üyelerinin bu siteyi fazlasıyla tercih etmesini sağlamaktadır. Avrupa’nın büyük başkentlerinde ve ülkemizin bütün vilayetlerinde üye edinerek elde etmiş olduğu büyük başarının karşılığını da üyelerini memnun ederek vermektedir. Hem yatırımda aynı zamanda çekimde gösterdiği dürüstlük, bu sitenin hafızalarda kolayca yer etmesini sağlamıştır.

venüsbet yeni giriş adresi


Venüsbet spor bahislerinde odluğu benzer biçimde casino oyunlarında ve slot oyunlarda da kendini ispatlamıştır. 2020 yılının en fantastik oyunlarına ev sahipliği icra eden bu firmada slot oyunlar ile her gün binlerce kişi kazandığı paraların keyfini sürmektedir. Şimdilik kazançlarını kendine saklayan bu bahis severler, kısa vakit sonra yeni heyecanlara da yelken açacaklar.

Venusbet giriş
Venusbet sitesinde oynayabileceğiniz oyun türleri sırayla; spor bahisleri, casino oyunları, e-sport, canlı casino, poker, sanal bahis, beton games ve canlı tombala olmaktadır. Spor bahislerinde klasik oyun türleri olan futbol, basketbol, tenis ve voleybol müsabakalarının yanında; buz hokeyi, kros kayağı, biatlon, kayakla atlama, alp disiplini, hurling, gal futbolu, MMA, boks, bisiklet, badminton, bandy, kriket, motor sporları, su topu, squash, floorball, dart, ragbi, golf, salon futbolu, Avustralya futbolu, beyzbol, hentbol, Amerikan futbolu ve Snooker oyunlarına da bahis yapabilirsiniz.

deneme bonusu

Bu kadar çeşitliliğin olduğu bir bahis sitesi alt yapısı iyi olan bir sitedir ve uzun yıllar bu piyasada kalmak isteyen bir site olarak tahmin edilir. Bu bahis türlerinin yanı sıra Venusbet sitesinde Elektronik Sporlarda Counter-Strike, League of Legends, Dota ve Call of Duty oyunlarına da tahmin girebilirsiniz. Özel Bahisler kategorisinde ise politika ve Müzik alanlarındaki bahisler yer alır.

VENÜSBET GİRİŞ

Spor bahisleri ve casino alanındaki tür fazlalığı ile adından söz ettiren siteye Venüsbet giriş yapabilmek olan sitenin sağ üst kısımdaki iki menüsünden biri olan GİRİŞ YAP kısmına tıklamanız gerekiyor. Önceden tamamladığını üyeliğiniz ile belirlemiş olduğunuz kullanıcı adınız ve şifreniz ile giriş işleminizi ışık hızında yapabilirsiniz. Kişisel cihazlarınızda ise tanımlama yaparak bir tek şifrenizi girerek seri giriş işlemini yapabilirsiniz.

Venusbet 22

Peki adresi sürekli değişen venüsbet sitesine en sağlam giriş iyi mi yapılıyor? Bunun için sitenin en güncel linklerine erişebileceğiniz kaliteli tanıtım sitelerine güvenmelisiniz. Venusbet01 olarak venüsbet sitesinin en güncel ve doğrudan giriş adreslerini yayınlama amacıyla başladık ve faaliyetlerimize devam ediyoruz.

Venusbet güncel adres


Venüsbet giriş için engel yemeyen yeni domain adresini bilmeniz gerekiyor. Türk IP’ler üzerinden giriş yapacaksanız, TİB kısıtlaması yemeyen domain adresinden giriş yapabilirsiniz. Sadece eğer sürekli engellenen bir yapıya bürünmüş ise VPN kullanmaktan başka çareniz yoktur.

VENÜSBET MOBİL

Bu bilgilerin yanı sıra Venüsbet mobil uygulaması ile de sizleri kendine hayran bırakıyor. Tasarım olarak ödül alacak kalitede olan mobil versiyon, Pronet alt yapısından aldığı güç ile yukarıda saydığımız tüm oyun türlerinde hizmetini sürdürüyor. Üstelik masa üstü versiyonunda daha seri bulunduğunu da söylememiz gerek. Yalnızca kaliteli bir internet bağlantısı olmalı. Onun haricinde site yönetimi aslına bakarsanız kendi üzerine düşen her şeyi fazlasıyla yerine getiriyor.

Venüsbet mobil uygulamasını venusbetmobile.Com sitesinden tek tıkla indirebilirsiniz. Android cihazlar için farklı; iOS cihazlar için farklı linklerin bulunmuş olduğunu bu site direkt olarak Venüsbet firması tarafınca hazırlanmış ve bahis sitesinde de yukarı orta menüde linki bulunan bir web sitesidir.

Bahis oyunlarını web ve mobil olarak iki kategoride üyelerinin hizmetine sunan Venüsbet sitesinin her geçen gün artan üye sayısı kalitesinden ödün vermeden işlerini yürütmesini sağlamaktadır. Sizler de üye olduğunuzda sunulan tüm hizmetlerin kusursuz bulunduğunu görmüş olacaksınız.
submitted by Denemebonusu to u/Denemebonusu [link] [comments]


2020.09.10 20:04 ichimatsuchann Moderatör alınır

Hayatımda daha once hiç bir subreddit kurmadım/ yönetmedim bunun için kesinlikle buraya bakabilecek bir moderatöre ihtiyacım var, bu postu belki gören tek bir kişi bile olmayabilir ama eğer birisi görürse ve eğer yorumlara ben admin olabilirim yazarsa kesinlikle istegini kabul edeceğim
submitted by ichimatsuchann to simulasyondakihatalar [link] [comments]


2020.09.09 20:59 style35 Hiç Mektupsuz Aşk Olurmu!

Hiç Mektupsuz Aşk Olurmu!

Aşk hiçbir şeye sığmaz..
Aşık olmak, birini sevmek, ona değer vermek insanoğluna bahşedilmiş en kıymetli duygulardan biridir. Aşk, uğruna destanlar yazılmış en tarihi duygudur yeryüzünde. Aşk tek başına da yaşanabilir elbet ama karşılıklı olduğunda insanın ayakları yerden kesilir, benliği değişir, yücelir, güzelleşir insan. Aşk insanın ruhunu besler, hayata bağlar, kışını yaza çevirir en nihayetinde.
Aşık olduğumuzda sürekli, herkese sevgimizi haykırmak isteriz. İçimiz aşkımızın çığlıklarıyla yankılanır. Aşk duygularımızın coşmasıdır umarsızca. Sevdiğimize aşkımızı haykırmanın yollarını arar dururuz. Aşık olduğumuz insan dünyanın merkezindedir artık bizim için. Dünyadaki en güzel insandır, her şey ona yakışır, o her şeyin en iyisine en güzeline layıktır. Işığa koşan pervane gibi koşar dururuz etrafında.
Aşk karşılık beklemeyen, kibirden, gururdan yoksun olan en masum duygudur. Aşık olduğumuz, sevdiğimiz insana aşkımızı ifade etmemizin çeşitli yöntemleri vardır elbet. Aşkımızı anlatmamızın en güzel yolu duygularımızı ifade eden doğru kelimeleri seçmektir. Bazen sevdiğimiz kişi gözlerimize bakarken dilimiz lal olur konuşamayız, ifade edemeyiz duygularımızı yeterince. Bu gibi durumlarda aşkımızı haykırmanın geçmişi çok eskiye dayanan, oldukça romantik bir yöntemi vardır. Sevgiliye mektup yazmak.
Aşk mektubu, çok eskilerden bu yana kullanılan en romantik, en etkili aşkı ifade etme yöntemidir. Tarih nice büyük aşların mektuplarına tanıklık etmiştir. Sevgiliye mektuplar aynı zamanda aşkın, duyguların ölümsüzleşmesi demektir. Aşkınızı kelimelere dökmekten çekinmeyin, sitemizde sizi yönlendirecek içeriklerden faydalanarak duygularınızı, aşkınızı sevdiğinize rahatlıkla ifade edebilirsiniz. Yazdığınız aşk mektubuyla sevgilinizi dünyanın en mutlu insanı yaparken duygularınızı kaleme alarak aşkınızı ölümsüzleştirmenin adımını atmış olursunuz. Sitemizde sizlerin aşkını daha kolay ifade edebilmesi için her türlü detaya yer verilmiştir. Sitemizdeki adımları takip ederek ve kalbinizin sesini dinleyerek en güzel aşk mektubunu sevgilize yazabilirsiniz.
https://www.mektup.gen.tr
submitted by style35 to u/style35 [link] [comments]


2020.09.08 23:01 Fancy_Ladder GÖRÜNMEZ KONTROL MEKANİZMASI VE BAZI GÖRÜŞLER

BU, İLGİLENDİĞİM ALAN ÜZERİNE YAZDIĞIM İLK MAKALEVARİ YAZIDIR.
Kadınları Yeniçeri Ocağı, Pretoryan Muhafızları ve Streltsiy Muhafızları'na benzetiyorum. Gel bu konuyu beraber ele alalım. Yeniçeri Ocağı, Osmanlı'ya kuruluşun 1800'lü yılların başına kadar ordu olarak hizmet etmiş askeri ve yarı siyasi yapılanmadır.
Pretoryan Muhafızları, Roma döneminde İmparator'u, ailesini ve sarayı korumakla görevli bir muhafız takımıdır. Streltsiy Muhafızları ise Rusya Çarlığı'nda başkenti ve sarayı korumakla görevli bir muhafız alayıdır.
Bu üçünü de inceleyecek olursak, gördüğümüz ortak nokta Otokrasi'dir. Yani genellikle bütün yetkiler kralın elindedir. Kral iktidardadır ve ona ortak koşacak, denetleyecek kimse yoktur, yönetimde başka bir organ yoktur. Ama insan doğası diktatörlüğe ve tek bir insanın himayesi altında köle gibi yaşamaya programlanmış değildir, her insan güç ister ve başında bir dikta durduğunda eninde sonunda ondan kurtulmak ister. Bu yüzden otokratik devletlerde, yönetim tek bir kişinin elinde olsa bile, görünmez bir el daha oluşur. Devletin içinde, devlete müdahale eden bir yapılanma.
Bu yapılanma, vatandaşlar ve devlet arasında bir köprü gibi düşünebilir. Otokrasi'de herşey tek adamın elinde olduğu için, onun buyruğunda yaşayan milyonların kontrol altında tutulması icab eder. Ve herhangi bir kurum, muhakkak bu tek adam ile halk arasında köprü olmalı, aralarındaki teması sağlamalıdır. Bu teması sağlamakla görevli olan kurul, devlet biraz olsun zayıfladığı anda tek adamdan daha fazla güç elde etmeye başlar. Şimdi gel se de sana bu durumu daha basit bir dille izah edeyim.
Osmanlı İmparatorluğu'nda padişah, halifedir. Allah'ın yeryüzündeki gölgesidir, resmi belgelerde kendisine "Efendimiz" denir. Fakat basit bir insana, milyonlar bu kadar değer verebilir mi? Bu sembolik değerin oluşturulmasını sağlayan bir kurum vardır. Yeniçeri Ocağı (Ve Ulema takımı, yani akademisyenler), Yeniçeri Ocağı, padişahı bir nevi denetler. Şayet padişah, onların hoşuna gitmeyen birşey yaparsa padişahı zora sokar.
Mesela padişah çarşıya inip bazı dükkanları kapatırsa ne olur? Bazı aileler aç kalır, Yeniçeriler de ticaret yapmaktadır, halk ile karışmış haldedirler. Bu yüzden padişah bu şekilde davranıp milletin dükkanlarını kapatırsa isyan ederler. Genç Osman başta olmak üzere tahttan indirilen birçok padişah sokakları teftiş ederken halka kaba davranmış, yeniçerileri dövmüş, dükkanları kapatmış ve yasalara uymayanları asıp kesmiştir.
Yeniçeri isyanlarına günümüzde padişaha şirk koşmak ve ihanet etmek niteliklerini taşıdığı için, alçak darbeler gözüyle bakılabilir. Nitekim doğrudur da, fakat bilinmelidir ki o dönemde yaşayan insanların tamamına yakını, padişahı denetleyecek ve kendi istemleriyle paralel hareket etmesini sağlayacak imkanları olmadığından mütevellit, bu isyanlara istemsizce destek vermiştir. Sultan II. Osman, tahttan indiğinde yeniçerilere hitap etti "Halimden ibret alın ağalar! Dün sabah, cihan padişahı idim. Şimdi üryan kaldım! Mesbah ve malımın haddi hesabı yok iken, on akçelik arakiye alacak gücüm yok artık. Hangi padişahın kulları, padişahlarına bu ihaneti ettiler ha?" Fakat sultan, 17 yaşında tahtını kaybettiğinde onu uyuz bir eşeğin üzerine oturtup İstanbul'da gezdirdiler, halka teşhir ettiler, peki ya onlar ne yaptı? Kimi II. Osman'ın üzerine yumurta fırlatmakla yetindi, kimi saçını çekti, yanağına tokat attı, baldırlarını sıkıp hakaretler etti. Artık tüm gücü üzerinde barındıran el güçsüz kalmış, düşmüştü. Ve halk da o elin açtığı yaraların intikamını böyle alıyordu.
Bir başka örnek olarak da III. Ahmed gösterilebilir, halkı sefalet içinde yaşarken zevk-ü sefaya boğuldu ve tahtından oldu. Yeniçeri Ocağı, bir diğer işlevini daha yerine getirerek, kontrol mekanizmasını çalıştırmıştı.
Bu durumda Yeniçeri Ocağı nabıyor, bir köprü görevi görüyor. Sürekli istediği padişahı tahttan indirip yerine yenisini geçirerek vatandaşın istediği kişiyi tahtta tutuyor, istemediğini kesip biçiyor. Çünkü son döneme kadar Osmanlıda bir meclis, hükümet yoktu, tek adamın dediği oluyordu, padişaha "Sen bunu yapamazsın bilader!" diyecek kimse olmadığı için de yeniçerilerin isyanları onu zora sokuyor, tedirgin ediyor ve ölçülü davranmasını sağlıyordu. Yani üst merciye olan ihtiyacı, resmi olan yollarla gideriyordu.
Fakat Yeniçeri Ocağı bir ordudur, padişah onların efendisi, komutanıdır. Fakat yeniçeriler usülsüz hareket eden padişahı cezalandırır, öldürür ve istedikleri kişiyi seçer. Yeniçeriler zamanla itaat edip emir almaları gereken adamları seçen kişi olmuştur. Bunun temel sebebi padişahın tüm yetkiyi elinde tutmasıdır, Batı Avrupa gibi kralın yetkisinin olmadığı ülkelerde askerler isyan da etmez.
Kadınlar da özünde domine edilecek, pasif ve itaatkar yaratıklardır. Ev içinde erkeğin sözünü dinlerler, erkek onların başı efendisidir. Fakat kadın da bir köle olmasına karşın, tıpkı yeniçeriler gibi gerçek bir köle değildir. Çünkü köleliği işlevsel ve opsiyoneldir. Kadın pasif olmayı cinsel bir şekilde arzuladığı için ister ve sikmek değil sikilmek ister, bu yüzden aslında bilinçli bir şekilde itaat eder, itaati arzusundan gelir. Ayrıca kadın, efendisini kendi seçer. Bu da onu otokratik devletlerdeki askerlerle özdeş tutar. İtaat edeceği kişiyi kendi seçen, istediğinde kapı dışarı eden, kendi işine gelmeyen olaylara karşı tavır alan ve ilişkiye kendi isteğiyle gölgeden şekil veren, tıpkı bir mesleği seçen asker gibi, kendi isteğiyle pasif olan.
Kimileri kadınları her konuda haklı bulur (Amcılar ve feminikler), kimileri de onları şeytan gibi görür. Gerçek olansa yeniçeri yalnızca ulufe almaktadır, doğa yasaları olması gerektiği gibi işlemektedir. Bir erkek düşünün, spor salonuna gidiyor, kitap okuyor vb... (Aslıdna kadınlar dahil bütün insanlar bu örneğe dahildir) bu eylemlerin arkasında bir itici güç yok mudur? Bir kadının diskoya giderken "Kendi İçin" makyaj yapıp mini etek giymesi o kadar mantıksızsa, bir erkeğin de haftada 4 kere ağır yükler altına sırf "Kendi İçin" yatması o kadar mantıksız, tutarsızdır. Yeniçeri, kontrol mekanizmasını çalıştırmaktadır. Erkeği denetlemekte ve görünmez el olmaktadır.
Bana kalırsa sınıfın en köşesinde yalnız oturan, diş telleri, kalın çerçeveli gözlükleri, sıska bedeni ve sivilceli cildiyle sürekli ezilen sessiz çocuğundan tut, zengin bir iş adamına her erkek görünmez bir tahtın üstündedir. Her kadında belinde görünmez bir kılıç tutmaktadır. Bu taht ve kılıç birbirine karşı sembolik bir otorite kurar. Döngü böylece ilerler, kadın istediğinde isyan edip eş değiştirir, nafakasını alır. Erkek de tahtını alıp yönetecek başka diyarlar arar.
Bu makalemin sonuna geldim, teşekkürler.
submitted by Fancy_Ladder to turkincel [link] [comments]


2020.09.06 15:37 troll_snobs Artan Koronavirüs tablosunun faturasını vatandaşa kesen herkes çekinik AKP'lidir

https://www.haberturk.com/yazarlafatih-altayli-1001/2794941-hacivat-gerdege-girecek-diye
Alo Fatih, bugünkü yazısında düğün yapan AKP'li vekili sert bir şekilde eleştirerek artan Koronavirüs vakalarını ele almaya çalışmış. Çalışmış çalışmasına da bunu yaparken suya sabuna dokunmamayı da bir şekilde başarmış. Bakalım ne demiş:
"AK Parti Kocaeli Milletvekili Cemil Yaman, oğluna 1500 kişilik bir düğün yapıyor. Bir yanda neredeyse yalvaran Sağlık Bakanı Fahrettin Koca “Çok dikkatli olalım, sosyal mesafeye mutlaka riayet edelim, düğünlerde kalabalık olmayalım, maskesiz dolaşmayalım.” Diğer yanda benzer çağrıları tekrarlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan. Onların tam ortasında 1500 kişi ile düğün yapan bir milletvekili. Sıradan vatandaşa haklı olarak yasaklanan, süresi 1 saatle sınırlanan, davetli sayısı limitlenen nikahlar. Diğer yanda 1500 kişi ile yaptığı düğüne, bir başka AK Parti milletvekilini şahit yapan milletvekili. Bana sorarsanız burada kızacak bir durum yok. Sonuçta bu adam milletvekili. Milleti temsil ediyor. O da milletin “Aymaz, umursamaz, yasak-kural tanımaz, şuursuz, duyarsız, topluma saygısız” kesimini temsil ediyor. Yani oldukça geniş bir kitleyi. Ne yani onlar bu özelliklere sahip diye temsil hakları olmayacak mı? O yüzden kızmayın. Kaderimiz bu. Milletvekilinin oğlu gerdeğe girecek diye binlerce kişi hastaneye girecek. Sağlık Bakanı da bağırmaya devam edecek."
Herif bir şekilde işin içine cumhurbaşkanını ve sağlık bakanını katmadan süreci eleştirmeyi başarabiliyor lan. Şaka gibi. Bu da yetmezmiş gibi tüm faturayı vatandaşın "şuursuzluğuna" kesmiş. "Muhalif" cenahta da bu yazının karşılık bulduğuna eminim, muhakkak birçok so called "muhalif" de vatandaşın sorumsuzluğu yüzünden durumun bu hâle geldiğini filan düşünüyordur. Çok açık bir şekilde konuşuyorum; vaka sayısını doğru bir şekilde açıklamayan, vaka lokasyonları hakkında tek bir bilgilendirme yapmayan, ekonomik ve siyasi birtakım ajandalar uyarınca önlemleri önce gevşeten ardından da tamamen kaldıran hükümeti değil de vatandaşı sorumlu ilan eden herkes pseudo-AKP'lidir.

Haydi eyvallah.
submitted by troll_snobs to svihs [link] [comments]


2020.09.05 23:42 Bigwarfer Rastgele içimi dökme postu part 2 / İlk aşk

Liseye geçince işler düzelmeye başladı. Arkadaşlarım oldu, birlikte takıldık, buluştuk, çevre edindim. 11. sınıfta dershaneye gittim ve ilk sevdiğim kızla tanıştım. Aynı gruptaydık. İlk başlarda bu duyguyu unutmaya çalıştım ama benim de birini sevme hakkımın olduğunu düşündüm. Ve yavaşça açılmaya çalıştım. Aklımın ucundan geçmeyecek şeyler tasarladım kendimce.Kısıtlı teneffüs vakitlerinde elimden geldiğince onun hakkında bir şeyler öğrenmeye çalıştım. Bazı bahanelerle onunla konuşma şansı yakaladım. Her şeyi iyi gidiyordu, aileme bile birini sevdiğimi açıklayacak kadar cesaret toplamıştım. Kendimde bir öz güven patlaması hissediyordum. Sevdiği film türünü öğrendikten sonra, beleşe biletim var bahanesiyle onu da davet etmiştim. Kabul etmedi. Tabii ki etmeyecek, benim hakkımda ne biliyordu, ne kadar tanıyordu da benimle beraber bir yere gidecekti? İşleri daha da ilerletmeye çalıştım.

Gitgide birbirimizi daha da iyi tanımaya başladık. Benim çok bir arka planım yoktu. Önemli olan benim onu tanımamdı. Çok renkli bir insandı. Zevkleri benimle çok örtüşüyordu. Tam bana layık biriydi. Onun sayesinde kendimde bir mutluluk sebebi bulmuştum. Her gece onu anıp yatardım. Ders ortasında aklıma gelip istem dışı sevinirdim. Belki kendimi ona açsam kabul eder? YKS telaşı başlamadan bu işi halletmek istedim. Beni kendimce mutlu eden tek kişi oydu ve onun da aynı hisleri paylaşıp paylaşmadığımı öğrenmek için sabırsızlanıyordum.Artık teklif etme vaktiydi. Kendimi o gün için hazırladım, benzersiz bir histi benim için.

Ne yazık ki o gün gelmedi.

Her zamanki gibi dershane öncesi yandaki kitapçıda takıldım. Kendime ''Nasıl sevgili olunur'' diye bir kitap bile almıştım, o kadar emindim kendimden. O gün alışılmışın dışında bir üst kata çıkmıştım.Aynı zamanda kat bir kafeye bağlı. Çıkmaz olaydım. Tam inecekken onunla yanında bir erkekle karşılaştım. Onun kim olduğu hakkında bir bilgim yoktu; belki akrabasıydı, ya da normal bir arkadaşı, ya da; benim ikna olduğum şekilde, sevgilisiydi. O an onunla düzgün konuşamadım, bir an önce oradan ayrılmak istedim. Elimden geldiğince ona belli etmemeye çalıştım. O olaydan sonra da bir daha hiç görüşmedim. Sınıflarımız çoktan ayrılmıştı o olaydan önce. O da gerçek düşüncemi anlamıştır bir daha görüşmedikten sonra zaten.

O olaydan sonra tam anlamıyla değiştim. Artık karşı cinsten nefret etmeye başladım. Bu kararımın sebebini hala anlamış değilim, belki YKS sınavı için kendimi ders dışı işlerden uzaklaştırmak için bahane aradım, belki de eskilerden kalma, şimdi ortaya çıkan bir dışlama hissiydi.Belki de daha fazla üzülmek istemiyordum. Bir kez daha birine mutluluk umuduyla bağlı olmak istemiyordum belki. O an dedim ki, ben kendime yeterim. Sevincimde, hüznümde hep ben vardım, başka kimse yoktu. Neden şimdi değişsin ki bu durum? Ve başa geri döndüm.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Böyle yazdıkça kendimi daha rahatlamış hissediyorum. Bazen o kadar iyi oluyorum ki yazasım bile gelmiyor ama kendim hakkımda ne biliyorsam unutmadan yazmayı sürdüreceğim.
submitted by Bigwarfer to KGBTR [link] [comments]


2020.09.05 04:26 Able-Research-6128 IMDb Puanına Göre Filmlerin Sıralaması

IMDb Puanına Göre Filmlerin Sıralaması
Günümüzde özellikle bir filmin çok beğenildiğinin göstergesi olarak ön plana çıkan IMDB Puanı, kullanıcıların kıstası olarak ön plana çıkar. IMDB puanına göre sıralanan tüm filmler kullanıcıların beğenisine sunulur. Kullanıcılar günümüzde artık platformlar yerine internet siteleri üzerinden filmleri izleyebilmektedir. Bunun için film izleme sitesinde IMDB puanına göre sıralanan filmler yer almaktadır. 2020 yılında veya kült yapımların sıralandığı bu listede kullanıcılar en iddialı puana sahip yapımları kaliteli bir şekilde izleyebilmektedir. Bunun için kullanıcılar site üzerinde yer alan IMDB film izle bölümünden istediği filmlerin sıralamasını görebilir. IMDB film izle bölümünde kullanıcıların karşısına çıkan filmler genellikle ses getirmiş filmlerden olur. IMDB film izle denilince akıllara ilk olarak Esaretin Bedeli filmi gelir. Bir çeşit Hapishane konulu bir film olan bu film birçok kullanıcı tarafından ilgiyle izlenmiş ve puanlanmıştır. Günümüzde Esaretin Bedeli filmi 9,3 puanla kullanıcıların karşısına çıkar. Halen popüler olan bu film kullanıcılar tarafından ilgiyle izlenmektedir.
2020 Yılında Ses Getiren Filmler
Film izleme sitelerinde kullanıcılara ücretsiz olarak sunulan özellikler sayesinde birçok kişi kaliteli çözünürlükte ve Türkçe dublaj desteğiyle istediği filmleri gönül rahatlığıyla izleyebilmektedir. Günümüzde özellikle 2020 yılında ses getiren birçok film bulunmaktadır. Bu filmlerin başında Parasite, Joker ve Jojo Rabbit gibi filmler gelmektedir. Özellikle Oscar dalında neredeyse ödülleri silip süpüren Parasite filmi birçok kullanıcı tarafından ilgiyle izlenen ve beğenilen yapımlar arasındadır. Kullanıcılar 2020 yılında ses getiren filmleri izlemek için yapması gereken tek şey internet siteleri üzerinden aradığı filmi aratmak veya listelemektir. 1080p çözünürlükte ve dublaj desteğiyle filmi izlemek günümüzde internet siteleri üzerinden ücretsizdir. Birçok platform üzerinden halen ücretli olarak hizmet verilse de kullanıcılar ücretsiz olarak sunulan hizmetleri tercih etmektedir. Özellikle yeni çıkan filmler çok kısa süre içerisinde internet sitelerine eklenmesi kullanıcıları bu tarz sitelere yönlendirmektedir. Film izleme sitelerinin bu avantajlı fırsatları ve kaliteli hizmetinden faydalanan kullanıcılar film hakkında yorum yapabiliyor ve insanlarla etkileşime girebilmektedir. Bu nedenle internet siteleri üzerinden film izlemek kullanıcılara cazip gelmektedir.
Kadınların yalnızca kocasını mutlu edip çocuk doğurmak için var olduğunun düşünüldüğü bir çağda Mulan, seçenekleri konusunda pek mutlu değildir. Çin İmparatoru, her bir ailenin bir erkeğinin, ülkeyi Kuzey istilacılarına karşı korumak için İmparatorluk Ordusunda görev yapması gerektiğine dair bir karar verdiğinde, onurlu bir savaşçının en büyük kızı Hua Mulan, hasta olan babasının sağlığı için korktuğundan, onun yerine erkek kılığına girerek savaşa katılıyor. Hua Jun isimli bir erkek olarak orduya katılan Mulan, her adımında içindeki güçten faydalanması ve gerçek potansiyelini benimsemesi gereken zorlu bir mücadeleye girişiyor. Savaştaki yetenekleriyle ön plana çıkan genç kadın, bu süreçte komutanına da aşık oluyor. Bu, onu onurlu bir savaşçıya dönüştürecek, minnettar bir ulusun ve gururlu bir babanın saygısını kazandıracak olan destansı bir yolculuk.
Mulan izle, Film izle, Online Film izle, Yabancı Dizi izle
submitted by Able-Research-6128 to imdbfilmizle [link] [comments]


2020.09.04 17:15 Fancy_Ladder Bazı İlkler Ve Yeni Yenilgiler

Merhaba, beni belki de paylaştığım bir önceki gönderi olan "Çevremdekiler Kızlarla Takılırken Yalnız Kalmama Şaşmamalı" başlığından hatırlıyor olabilirsiniz. Bugün bir ilk yaşadım, yaklaşık 5 saat kadar sesli kitap okuduktan sonra (Sabaha kadar sürdü) ve tabi ki de uzun bir nefes egzersizi seansı. Nihayet okula gittiğimde tek nefeste cümleler kurmayı başardım! Çok değil, yine kekeledim ama en azından ağzımdan çıkarabildim! iyi veya kötü başlığıma yorum yazan arkadaşlara teşekkür ederim.
İlk başta nihayet günaydım diyebildim, bu attığım ilk adımdı. Sınıftaki bazı kişilerle lafladım ama çok tedirgindim, kaslarım öylesine kasılmıştı ki, zaten kekemem hala daha sürekli boğazımı yokladığı için söyleyediğim kelime sayısı 10'u geçmez diye tahmin ediyorum yine de bugün iletişim açısından level atladım.
Öğle arasına geldiğimde yeni insanlarla tanışmaya karar verdim, bugün okuldaki üçüncü günümdü. Önce bankta oturan iki kızın yanına gidip selam verdim, okulda yeni misiniz diye sordum, bu sefer cesaretimi topladığım için az kekelemiştim ve sesim duyuluyordu. Ama kızların hiçbiri benim yüzüme bile bakmadılar, sanki duymamış gibi davranıp gitmemi beklediler. Sınıftaki bir kız, diğer kız arkadaşlarıyla vakit geçiriyordu, yanlarına gidip önce aynı sınıfta okuduğum kıza selam verdim, sonra da diğer kızlarla tanışmaya çalıştım. Ama hepsi bana hasta bir insan, bir leş görüyormuş gibi baktılar. Bu şekilde birkaç kızla daha konuşmaya çalıştım ama bana pis bir bakış attıktan sonra yanımdan gittiler veya beni görmezden geldiler. Öğle arasında kızlarla tanışma deneyimim birkaç kepazelikle sonlandıktan sonra çaresiz kitabımı alıp bir köşeye çekildim. 10-15 dakika içinde o kadar kız tarafından red edilmiştim ki, kimileri beni görmezden gelmiş, kimileri bana bir hayvan gibi bakmıştı ama hiçbiri bana kendi adını bile söylemedi, göz teması kurmadı. Moralim çok bozuktu, sınıfımdaki bazı kızlarla dersler hakkında konuşmaya çalışıp onlar tarafından da şutlandıktan sonra Thomas More'un Utopia kitabını kaptığım gibi bahçenin köşesine çekilip çimenlere oturdum ve kitabımı okumaya başladım.
O sırada şapurdama sesleri dikkatimi dağıttı, zaten ortam gürültülü olduğu için okumakta zorlanıyordum. Seslerin geldiği yere doğru döndüğümde boyu 1,70 bile olmayan, saçları dağınık, yağlı, düz bir t-shirt altına bol kot pantolon giymiş sıska bir çocuk ile 12'lerin en taş hatunlarından olan sarışın, ince belli, yaptığı hoş makyajla sürekli okula gelen kızı gördüm, zaten ortam yurt dışı, yine de isminizi vermeyeceğim. Bu çocuğu tanıyordum, dişleri orka benziyor (Abartmıyorum, sivri. Bir rahatsızlığı var sanırım.) fazla arkadaşı yok ama her hafta muhakkak farklı bir kızla çimenliklerde veya tenha yerlerde sevişir. Bunun gibi birkaç çocuk daha var, biri kuzeni sanırım, ailecek çirkin orospu çocukları. Kuzeni de obez ama yağlı kucağından kızlar hiç eksik olmaz. Bu heriflerin otobüse verecek parası bile yok kaldı ki. Peki ya ben? Boy çok şükür aileden 1,82. İri yapılı biriyim her gün ağırlık çalışırım, omuzlarım geniş, yapılı kollarım ve sırtım kaslıdır. Çenem içine kaçık değil hatta bilhakis iri, saçlarım omuzlarıma kadar uzundur. Fakat bu herifler bile kızları götürürken ben bir köşede oturup onları izleyen kişi oluyorum, sikeyim böyle hayatı. Kekemeliğı saymazsak bir sorunum yok. Aspergerli değilim, otistik değilim, kekemem yüzünden defalarca psikoloğa gittik ve bu sosyal geriliğimi onlara da anlattık, birçok teste girdim fakat zihinsel bir engelim görülmedi, resmi bir kurumda IQ testi yaptığımda aldığım sonuç tatmin ediciydi, yakışıklıyım da. Bu kızların ben onların yanına konuşmaya geldiğimde benimle ilgilenmeleri, bana hoş davranıp ben işi cinselliğe götürdüğümde bana razı gelmeleri gerekmiyor muydu? Hatta benimle keskin bir göz teması kurabilir, konuyu kendi açarlardı ne mağlum. Bu gördüğüm manzara ilk değil, genelde gördüğüm sevişen çiftlerde erkekler çirkin oluyor. Fark ettiğim şey ise ilk kez bu kadar kıskanıp moralimin bozulduğu, çünkü o an yaptığım kıyaslama beni altüst etti ve depresif duygularımın artmasına sebep oldu. Hay amına koyim düşündükçe sinirim artıyor, ben kafamı yastığa koyduğum gecenin sabahını sikeyim bu ne
Yine de pozitif olmaya çalışıyorum, kendimi üzmemeye çalışıyorum ama çok zor. Ben nerede hata yapıyorum, bunun black pill'e göre açıklaması nedir? Şunu da söyleyeyim ben bu forumu biraz karıştırdım, çok fazla "bilmemne hap" "bilmemne maxx" gibi kavramlar var. Bunların hiçbirini bilmiyorum bu yüzden kullanırken açıklama yaparsanız sevinirim. Kafam çok karışık, kederliyim. Lütfen dün bazı hadsizlerin yaptığı gibi bana hakaret eder gibi yorum yazmayınız.
submitted by Fancy_Ladder to turkincel [link] [comments]


2020.09.03 08:02 turizmdosyasi FUARCILIKTA YENİ DÖNEM

FUARCILIKTA YENİ DÖNEM
https://preview.redd.it/tfodu5cbivk51.png?width=646&format=png&auto=webp&s=e071292979d7a56593586ba830aaee2030bc26d6
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) fuarlar ile ilgili alınacak önlemler ve uyulması gereken kuralları belirledi.
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ekonomik yansımalarından etkilenen fuarcılık sektörü için 1 Eylül 2020 itibariyle yeni bir dönem başladı.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) fuarlar ile ilgili alınacak önlemler ve uyulması gereken kuralları belirledi. Bunlar, açık ve kapalı alanlarda düzenlenecek fuarlar olmak üzere iki ana başlıktan oluştu. Fuar alanında gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığı “Yurt İçinde Fuar Düzenlenmesine Dair Usul ve Esaslar” çerçevesinde TOBB veya görevlendireceği Oda ile Borsa tarafından denetlenecek.
Fuar ‘kalkınmak’ demektir
Türkiye'nin dört yanıda fuar düzenleyen İzmir merkezli GL Platform Genel Müdürü Gül Ceylan fuarın kültürel etkileşim ve kalkınma anlamına da geldiğini belirten Ceylan “Fuar demek, daha fazla fırsatla gelişmek ve ekonomiye can vermek demektir” dedi. Fuarlar sayesinde tüm sektörlerin yeni bilgiler edinme, yenilikçi uygulamaları görme ve sosyalleşme bakımından büyük kazançlar sağladığına dikkat çeken Ceylan “Bir süredir mahrum kaldığımız fuarların açığını yeni dönemde kapatmalıyız” diye konuştu. Yeni dönemde fuarcılığın her türlü sağlık ve hijyen tedbirinin alındığı bir organizasyon oldugunu ifade eden Ceylan “Fuarın girişinden çıkışına kadar her aşamada 'önce sağlık' diyeceğiz. Ülke olarak bu zorlu dönemden en az hasarla çıkabilmek için fuarlara ihtiyacımız var” dedi.
İşte o kurallardan bazıları :
Düzenlenecek yurt içi fuarlarda katılımcıların, görevlilerin ve ziyaretçilerin birbiri ile yakın teması ve ortak malzeme kullanımı olmayacak..
Fuar alanında birbirine bitişik stantlar, stant duvarı ya da bölme ünitesi ile kapatılacak. Stand koridorları en az 3 metre genişliğinde olacak.
Stantların önünde zemine sosyal mesafenin korunmasını sağlayacak işaretler konulacak.
Fuar alanının tüm giriş ve çıkışları kişilerin birbirleriyle temasını engelleyecek şekilde düzenlenecek.
Giriş ve çıkışlar için zeminde tek yönlü gidiş-geliş işaretleri konulacak. Fuar alanına girişlerde ve her stantta el antiseptiği olacak.
Fuar alanına giren ziyaretçi sayısı belirlenerek ziyaretçi kapasitesine ulaşıldığında yeni ziyaretçi alınmayacak.
Ziyaretçiler sosyal mesafe kurallarına göre bekletilecek. Bu konuda yer işaretleri de olacak.
Fuar alanından çıkış yapan kişi sayısı kadar kişinin giriş yapmasına izin verilecek
Fuar alanına girişte maske kontrolü-ateş ölçümü yapılacak.
Katılımcı, görevli ve ziyaretçiler dâhil kişi sayısı, her 10 metrekareye bir kişi olacak şekilde sınırlandırılacak.
http://www.turizmdosyasi.com/fuarcilikta-yeni-donem-h19112.html
submitted by turizmdosyasi to u/turizmdosyasi [link] [comments]


2020.09.01 23:37 Hydra_11 hiltonbet90 / hiltonbet 90 - Hiltonbet Yeni Giriş Adresi

hiltonbet90 / hiltonbet 90 - Hiltonbet Yeni Giriş Adresi
HİLTONBET GİRİŞ İÇİN TIKLAYINIZ
hiltonbet 90 ülkemizde çok fazla kişi tarafından tercih edilmektedir. Sitemiz, video oynatıcısı için en kaliteli seçenekleri belirleyerek yayın kalitesinin artmasına yardımcı olmaktadır. Para çekme işlemlerini tamamlamak için hesabınıza girdikten sonra üye adınızın üzerine tıklayarak üyelik sayfanıza gitmeniz lazım.
Tek yapmanız gereken hiltonbet90 sitesine giriş yaparak casino, canlı casino yada spor bahis tablarından birine tıklayarak oyun oynamaya başlamak. hiltonbet90 kayıt işlemi gerçekleştirmek isteyen bahis severlerin güncel adresine giriş yaptıktan sonra sağ üst bölmede yer alan, yeşil renkli “Yeni Üye” butonuna basmaları gerekmektedir. Bu işlemlerin gerçekleşme hızı, ödeme seçenekleri sitenin kalitesini ön plana çıkartmaktadır.
https://preview.redd.it/4juci126vlk51.jpg?width=1626&format=pjpg&auto=webp&s=6c88ac72ec64d21d72995b3202eff2db4db22eb1
Spor bahisleri ve casino oyunları kategorilerinde geniş seçenekler sunmasının yanı sıra canlı bahis seçeneği ile de dikkatleri çekmektedir. Güven konusunda hiçbir sıkıntı yaşamayacağınızdan emin olarak hiltonbet90 sitesine girebilir ve bahis oynayabilirsiniz. Bu bahis siteleri genelde Türkiye’de kurulmakta fakat yurt dışı tabanına sahip sitelerdir. Casino oyunları için sunulan freespin bonusları, slot oyunlarında veya freespin özelliği içeren canlı casino oyunlarında kullanılabilmektedir.
Özellikle bahis oyuncuları sitelerin ödeme yöntemlerine bakmaktadır. Kullanıcıların herhangi bir sorun ile karşılaşması durumunda canlı destek hattına başvurulduğunda anında yanıt alması ve sorununu çözüme kavuşturabilmesi Canlı Bahis’in kullanıcılarına vermiş olduğu değeri gösterir. Oldukça geniş bir yelpazeye sahip olan hiltonbet 90 bahis sitesi casinosunda birbirinden çeşitli oyunlar yer almaktadır. Bahis sitesi kullanıcılarından belge istememektedir. Hatta bu siteler arasında, Türkiye girişi engelli olan canlı casino sitelerine de rastlarsanız şaşırmayın.
HİLTONBET YENİ ADRESİNE GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 247, 248, 249, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 260, 261, 262, 263, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 270, 271, 272, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283, 284, 285, 286, 287, 288, 289, 290, 291, 292, 293, 294, 295, 296, 297, 298, 299, 300, 301, 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308, 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316, 317, 318, 319, 320, 321, 322, 323, 324, 325, 326, 327, 328, 329, 330, 331, 332, 333, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341, 342, 343, 344, 345, 346, 347, 348, 349, 350, 351, 352, 353, 354, 355, 356, 357, 358, 359, 360, 361, 362, 363, 364, 365, 366, 367, 368, 369, 370, 371, 372, 373, 374, 375, 376, 377, 378, 379, 380, 381, 382, 383, 384, 385, 386, 387, 388, 389, 390, 391, 392, 393, 394, 395, 396, 397, 398, 399, 400, 401, 402, 403, 404, 405, 406, 407, 408, 409, 410, 411, 412, 413, 414, 415, 416, 417, 418, 419, 420, 421, 422, 423, 424, 425, 426, 427, 428, 429, 430, 431, 432, 433, 434, 435, 436, 437, 438, 439, 440, 441, 442, 443, 444, 445, 446, 447, 448, 449, 450, 451, 452, 453, 454, 455, 456, 457, 458, 459, 460, 461, 462, 463, 464, 465, 466, 467, 468, 469, 470, 471, 472, 473, 474, 475, 476, 477, 478, 479, 480, 481, 482, 483, 484, 485, 486, 487, 488, 489, 490, 491, 492, 493, 494, 495, 496, 497, 498, 499, 500, 501, 502, 503, 504, 505, 506, 507, 508, 509, 510, 511, 512, 513, 514, 515, 516, 517, 518, 519, 520, 521, 522, 523, 524, 525, 526, 527, 528, 529, 530, 531, 532, 533, 534, 535, 536, 537, 538, 539, 540, 541, 542, 543, 544, 545, 546, 547, 548, 549, 550, 551, 552, 553, 554, 555, 556, 557, 558, 559, 560, 561, 562, 563, 564, 565, 566, 567, 568, 569, 570, 571, 572, 573, 574, 575, 576, 577, 578, 579, 580, 581, 582, 583, 584, 585, 586, 587, 588, 589, 590, 591, 592, 593, 594, 595, 596, 597, 598, 599, 600, 601, 602, 603, 604, 605, 606, 607, 608, 609, 610, 611, 612, 613, 614, 615, 616, 617, 618, 619, 620, 621, 622, 623, 624, 625, 626, 627, 628, 629, 630, 631, 632, 633, 634, 635, 636, 637, 638, 639, 640, 641, 642, 643, 644, 645, 646, 647, 648, 649, 650, 651, 652, 653, 654, 655, 656, 657, 658, 659, 660, 661, 662, 663, 664, 665, 666, 667, 668, 669, 670, 671, 672, 673, 674, 675, 676, 677, 678, 679, 680, 681, 682, 683, 684, 685, 686, 687, 688, 689, 690, 691, 692, 693, 694, 695, 696, 697, 698, 699, 700, 701, 702, 703, 704, 705, 706, 707, 708, 709, 710, 711, 712, 713, 714, 715, 716, 717, 718, 719, 720, 721, 722, 723, 724, 725, 726, 727, 728, 729, 730, 731, 732, 733, 734, 735, 736, 737, 738, 739, 740, 741, 742, 743, 744, 745, 746, 747, 748, 749, 750, 751, 752, 753, 754, 755, 756, 757, 758, 759, 760, 761, 762, 763, 764, 765, 766, 767, 768, 769, 770, 771, 772, 773, 774, 775, 776, 777, 778, 779, 780, 781, 782, 783, 784, 785, 786, 787, 788, 789, 790, 791, 792, 793, 794, 795, 796, 797, 798, 799, 800, 801, 802, 803, 804, 805, 806, 807, 808, 809, 810, 811, 812, 813, 814, 815, 816, 817, 818, 819, 820, 821, 822, 823, 824, 825, 826, 827, 828, 829, 830, 831, 832, 833, 834, 835, 836, 837, 838, 839, 840, 841, 842, 843, 844, 845, 846, 847, 848, 849, 850, 851, 852, 853, 854, 855, 856, 857, 858, 859, 860, 861, 862, 863, 864, 865, 866, 867, 868, 869, 870, 871, 872, 873, 874, 875, 876, 877, 878, 879, 880, 881, 882, 883, 884, 885, 886, 887, 888, 889, 890, 891, 892, 893, 894, 895, 896, 897, 898, 899, 900, 901, 902, 903, 904, 905, 906, 907, 908, 909, 910, 911, 912, 913, 914, 915, 916, 917, 918, 919, 920, 921, 922, 923, 924, 925, 926, 927, 928, 929, 930, 931, 932, 933, 934, 935, 936, 937, 938, 939, 940, 941, 942, 943, 944, 945, 946, 947, 948, 949, 950, 951, 952, 953, 954, 955, 956, 957, 958, 959, 960, 961, 962, 963, 964, 965, 966, 967, 968, 969, 970, 971, 972, 973, 974, 975, 976, 977, 978, 979, 980, 981, 982, 983, 984, 985, 986, 987, 988, 989, 990, 991, 992, 993, 994, 995, 996, 997, 998, 999
submitted by Hydra_11 to u/Hydra_11 [link] [comments]


2020.09.01 22:43 Hydra_11 venusbet58 / venusbet 58 - Venusbet Yeni Giriş Adresi

venusbet58 / venusbet 58 - Venusbet Yeni Giriş Adresi
VENUSBET GİRİŞ İÇİN TIKLAYINIZ
Sitenin para yatırıp, çekmelerin de sorun olmadığı gibi üstelik yatırılan ve çekilen paraya göre bonus ödemeleri de yapıyor. Slot Oyunları; casino oyunları içinde en çok tercih edilen oyunların başında slot oyunları gelmektedir.
Bundan dolayı bireyler üyeliklerinde VPN gibi programları kullanmamalıdır. Türk siteleri ile karşılaştırıldığında oldukça yüksek oranları ile özellikle tercih ediliyor. Sadece venusbet58 firması kullanıcılarına kredi kartıyla para yatırma ve para çekme yöntemi sunuyor.
Güvenilir adresler içerik zenginlikleri, kolay kullanımları ve mobil avantajları ile de dikkat çekmektedir. Site aracılığı ile üyelik hesabı alabilmek için güncellenen giriş adresi üzerinden mobil ya da web ile ana sayfaya bağlanabilir ve bu yol ile de son derece kolay bir şekilde üyelik paneline devam edebilirsiniz. Bahis siteleri bonusları her üyenin alabileceği şekilde tasarlanmıştır.
https://preview.redd.it/vifk6ckpllk51.jpg?width=1225&format=pjpg&auto=webp&s=c891d89409fe05226cab457a7f7c38f1ae2afc1f
Kullanıcılar lisanslı olan adreslerde aynı zamanda banka hesap bilgilerinin saklı tutulacağına dair emin olarak hareket edebilmektedir. Yani illa da bir dolar hesabınızın olmasına gerek yok. Bireyler kullanım kolaylıkları için bundan dolayı ilk aşamada güvenilir ve kaliteli bir site bulmalıdır. Günümüzde bahis severlerin yeni tutkuları haline gelmiş olan Bet sitesi şirketleri; birçok farklı türdeki oyunları ve bahis seçenekleri ile dikkat çekmektedir.
Yeni üye olacaklar için hazırlanmış olan bilgi formunu doldurmanız siteye üye olmanız için gereken tek şey. venusbet 58 bahis sitesi profesyonel ekibi sayesinde bahis severlere sorunsuz bir bahis keyfi sunan kaçak bahis sitelerinden biri olarak gösterilmektedir. Kullanıcılar kampanyalarla kaybetseler de para kazanabilmektedir. Türkiye'de böyle durumlar çok yaşanmasa da özellikle yurt dışında tüm gelirini bu yöntem ile sağlayan birçok kişi bulunuyor. Casino ve canlı casino servisi kapsamında da söz konusu venusbet58 ile çeşitli oyun içeriklerine, son derece kaliteli altyapı türleri ile erişebilir ve bu yönde de işlem yaparak kazanç elde edebilirsiniz.
VENUSBET YENİ ADRESİNE GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 247, 248, 249, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 260, 261, 262, 263, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 270, 271, 272, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283, 284, 285, 286, 287, 288, 289, 290, 291, 292, 293, 294, 295, 296, 297, 298, 299, 300, 301, 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308, 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316, 317, 318, 319, 320, 321, 322, 323, 324, 325, 326, 327, 328, 329, 330, 331, 332, 333, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341, 342, 343, 344, 345, 346, 347, 348, 349, 350, 351, 352, 353, 354, 355, 356, 357, 358, 359, 360, 361, 362, 363, 364, 365, 366, 367, 368, 369, 370, 371, 372, 373, 374, 375, 376, 377, 378, 379, 380, 381, 382, 383, 384, 385, 386, 387, 388, 389, 390, 391, 392, 393, 394, 395, 396, 397, 398, 399, 400, 401, 402, 403, 404, 405, 406, 407, 408, 409, 410, 411, 412, 413, 414, 415, 416, 417, 418, 419, 420, 421, 422, 423, 424, 425, 426, 427, 428, 429, 430, 431, 432, 433, 434, 435, 436, 437, 438, 439, 440, 441, 442, 443, 444, 445, 446, 447, 448, 449, 450, 451, 452, 453, 454, 455, 456, 457, 458, 459, 460, 461, 462, 463, 464, 465, 466, 467, 468, 469, 470, 471, 472, 473, 474, 475, 476, 477, 478, 479, 480, 481, 482, 483, 484, 485, 486, 487, 488, 489, 490, 491, 492, 493, 494, 495, 496, 497, 498, 499, 500, 501, 502, 503, 504, 505, 506, 507, 508, 509, 510, 511, 512, 513, 514, 515, 516, 517, 518, 519, 520, 521, 522, 523, 524, 525, 526, 527, 528, 529, 530, 531, 532, 533, 534, 535, 536, 537, 538, 539, 540, 541, 542, 543, 544, 545, 546, 547, 548, 549, 550, 551, 552, 553, 554, 555, 556, 557, 558, 559, 560, 561, 562, 563, 564, 565, 566, 567, 568, 569, 570, 571, 572, 573, 574, 575, 576, 577, 578, 579, 580, 581, 582, 583, 584, 585, 586, 587, 588, 589, 590, 591, 592, 593, 594, 595, 596, 597, 598, 599, 600, 601, 602, 603, 604, 605, 606, 607, 608, 609, 610, 611, 612, 613, 614, 615, 616, 617, 618, 619, 620, 621, 622, 623, 624, 625, 626, 627, 628, 629, 630, 631, 632, 633, 634, 635, 636, 637, 638, 639, 640, 641, 642, 643, 644, 645, 646, 647, 648, 649, 650, 651, 652, 653, 654, 655, 656, 657, 658, 659, 660, 661, 662, 663, 664, 665, 666, 667, 668, 669, 670, 671, 672, 673, 674, 675, 676, 677, 678, 679, 680, 681, 682, 683, 684, 685, 686, 687, 688, 689, 690, 691, 692, 693, 694, 695, 696, 697, 698, 699, 700, 701, 702, 703, 704, 705, 706, 707, 708, 709, 710, 711, 712, 713, 714, 715, 716, 717, 718, 719, 720, 721, 722, 723, 724, 725, 726, 727, 728, 729, 730, 731, 732, 733, 734, 735, 736, 737, 738, 739, 740, 741, 742, 743, 744, 745, 746, 747, 748, 749, 750, 751, 752, 753, 754, 755, 756, 757, 758, 759, 760, 761, 762, 763, 764, 765, 766, 767, 768, 769, 770, 771, 772, 773, 774, 775, 776, 777, 778, 779, 780, 781, 782, 783, 784, 785, 786, 787, 788, 789, 790, 791, 792, 793, 794, 795, 796, 797, 798, 799, 800, 801, 802, 803, 804, 805, 806, 807, 808, 809, 810, 811, 812, 813, 814, 815, 816, 817, 818, 819, 820, 821, 822, 823, 824, 825, 826, 827, 828, 829, 830, 831, 832, 833, 834, 835, 836, 837, 838, 839, 840, 841, 842, 843, 844, 845, 846, 847, 848, 849, 850, 851, 852, 853, 854, 855, 856, 857, 858, 859, 860, 861, 862, 863, 864, 865, 866, 867, 868, 869, 870, 871, 872, 873, 874, 875, 876, 877, 878, 879, 880, 881, 882, 883, 884, 885, 886, 887, 888, 889, 890, 891, 892, 893, 894, 895, 896, 897, 898, 899, 900, 901, 902, 903, 904, 905, 906, 907, 908, 909, 910, 911, 912, 913, 914, 915, 916, 917, 918, 919, 920, 921, 922, 923, 924, 925, 926, 927, 928, 929, 930, 931, 932, 933, 934, 935, 936, 937, 938, 939, 940, 941, 942, 943, 944, 945, 946, 947, 948, 949, 950, 951, 952, 953, 954, 955, 956, 957, 958, 959, 960, 961, 962, 963, 964, 965, 966, 967, 968, 969, 970, 971, 972, 973, 974, 975, 976, 977, 978, 979, 980, 981, 982, 983, 984, 985, 986, 987, 988, 989, 990, 991, 992, 993, 994, 995, 996, 997, 998, 999
submitted by Hydra_11 to u/Hydra_11 [link] [comments]


2020.09.01 14:52 QuantumWenom Vorp'tan süresiz uzaklaştırılmam. (Görüşlerinizi merak ediyorum)

Vorp'a 2020'nin ocak ayında alınmıştım. İlk aylarda vorp'ta fazla oynayacak zamanım ve düzenim olmadığından oynayamamıştım. Bir ay sonra düzenimi bir şekilde kurmuş ve vorp'ta oynamaya başlamıştım. İlk karakterimin legal olması ve vorp 2.0 a geç başlamış olmamdan dolayı fazla rol'e dahil olamıyordum. Sırf daha fazla role dahil olmak için illegal karakter açma fikri aklıma sürekli geliyordu ancak bunun saçma bir fikir olma düşüncesi de beni geri çekiyordu. Bir süre sonra SS'e alımlar açıldı , aztecas ekibinin sayı açısından az olması ve bundan dolayı da onların rol konusunda fazla etkin olamadıklarını gördüm. Başvurumu yaptım, kabul edildim ve yeni karakterimle oynamaya başladım. 1 Hafta o karakterimle oynadım ve o karakter ile eğlendiğim kadar ilk karakterim ile geçirdiğim 1-1,5 ayda eğlenmedim. 1 Hafta sonra yolum giyisi dükkanına düştü ve orada yeni başvurular ile gelmiş , karakterleri sokak çocuğu olarak tabir edebileceğimiz 2 kişi geldi. Bana şehire yeni geldiklerini ne iş yapabileceklerini sordular, normalde karakterimin özellikleri gereği tersleyebilirdim ancak yeni oyuncu oldukları için yardımcı olmak istedim. İşkur'un sağladığı işleri söyledim ve konuşmamı tam bitirecekken geri dönüp bir de ilaç teslimatı işi olduğunu söyledim.
Banlanma olayım tam olarak burası diyebilirim. O karakterlere herhangi bir rol dahilinde olmadan illegal bağlantılı veya illegal başlangıcı diyebileceğimiz bir işi söyledim. Banlanmakta adminlerin bakış açısında %100 haklı olduklarını düşünüyorum. Ancak keşke benimle iletişime geçip o an ne düşündüğümü bana sorsalardı. Ben ne düşündüğümü size açıklayım;
Aztecas olarak sayımızın o tarihlerde çok az olduğunu ve diğer çetelere göre çok geride olduğumuzu herkes biliyordur. Ben de bunu hesaba katarak ilaç teslimatından elde etmemiz gereken kan durdurucu ihtiyacını en azından bir süreliğine azaltmak için bu işi onlara yaptırabileceğimi , daha sonra o kişilerin bu elde ettikleri malzemeleri nerede kullanıp/satabileceklerini bilemeyeceklerinden benimle tekrar görüşmeleri ile o malzemeleri normalinden çok daha ucuza onlardan para karşılığında alabileceğimi düşündüm. Tabi vorp 2.0 da yeni olduğumdan ve illegal karakterimle yeni olduğumdan dolayı ilaç teslimatı yapmanın illegal'e başlangıç olarak ne gibi bir etkisi olduğunu bilmiyordum.
Kendimi %100 haklı bulmasam da kesinlikle haksız olduğumu ve bu yaptığımın ilk ve tek hatam olmasına rağmen perma ban ile cezalandırılmasının doğru olduğunu düşünmüyorum.
Bu konuyu tartışabileceğim bir arkadaş çevrem veya derdimi anlatabildiğim bir yetkili olmadığı için (bunun için yetkilileri suçlamıyorum kesinlikle) size sormak istedim . Eğer varsa bir görüşünüz kesinlikle okumak isterim.
submitted by QuantumWenom to Vorp [link] [comments]


'Bu Turnuvada Fb1 Hamlesini Bulabilecek Tek Bir Kişi Var' - Magnus Carlsen tek bir eve 4 KİŞİ PUSMUŞLAR Minecraft Multiplayer Server'de 1-Kişi Uyuma Komutu ! Serverda Tek Kişi Uyuyunca Sabah Yapma 1.11.2 !!! - YouTube 100 KİŞİ ama TEK BLOK ! - Minecraft - YouTube Server de tek kişi yatınca sabah olma komut ile (MODSUZ PULİNG SİZ) COMMANDBLOCK İLE. Bonbon craft Sefirin Kızı - YouTube MineCraft Serverda Tek Kişi Uyuma / Tek Kişiyle Sabah ...

Sefirin Kızı dizisinde izleyicinin tutunacağı tek bir dal ...

  1. 'Bu Turnuvada Fb1 Hamlesini Bulabilecek Tek Bir Kişi Var' - Magnus Carlsen
  2. tek bir eve 4 KİŞİ PUSMUŞLAR
  3. Minecraft Multiplayer Server'de 1-Kişi Uyuma Komutu !
  4. Serverda Tek Kişi Uyuyunca Sabah Yapma 1.11.2 !!! - YouTube
  5. 100 KİŞİ ama TEK BLOK ! - Minecraft - YouTube
  6. Server de tek kişi yatınca sabah olma komut ile (MODSUZ PULİNG SİZ) COMMANDBLOCK İLE. Bonbon craft
  7. Sefirin Kızı - YouTube
  8. MineCraft Serverda Tek Kişi Uyuma / Tek Kişiyle Sabah ...
  9. CURSE TEK BİR BLOKTA KIZ ÇARK ÇEVİRME OYNADI! - Minecraft

Server de tek kişi yatınca sabah olma komut ile (MODSUZ PULİNG SİZ) COMMANDBLOCK İLE. Bonbon craft Gariban bir yarıcının oğlu olan Sancar, daha çocuk yaştayken Bodrum’a tatile gelen bir büyükelçinin kızı olan Nare’ye sevdalanır. Bu iki zıt çocuk, birbirler... Herkese merhaba bu videomda serverda tek kişi uyuyunca sabah olma komutunu gösterdim umarım beğenmişsinizdir kanalıma abone olmayı unutmayın komutu yorumlara... Magnus Carlsen Nepo için 'Bu Turnuvada Fb1 Hamlesini Bulabilecek Tek Bir Kişi Var' dedi. Siz de bu karşılaşmayı kendi hamlelerinizle analiz etmek için: https... Merhaba Arkadaşlar bu videomda minecraft serverlarında tek kişi uyuyunca sabah olma komutunu gösterdim umarım hepiniz anlamışsınızdır unutmayın sürüm 1.12 Ko... Abone olmayı unutmayın : http://goo.gl/erYq0x 🔴 Bu videoda minecraft'ta efsane bir seriye başlıyoruz.Tek bir adada 100 kişi ile hayatta kalmaya ... Herkese Selam!! Bugün yorumlarda çok sorduğunuz tek başına uyuma komutunu ayrıntılı bir şekilde anlatıyorum. 📎Komut Link :https://pastebucket.com/562750 ... CURSE TEK BİR BLOKTA KIZ ÇARK ÇEVİRME OYNADI! - Minecraft KANALA ABONE OL : https://goo.gl/YK2Tr9 Merhaba! Ben DARKCURSE ve bugün Minecraft curse tek bir blokta kız çark çevirme oynadı ... Like atıp, kanalıma abone olursanız beni çok sevindirmiş olursunuz.Video fikirleriniz varsa yorumlarda belirtebilirsiniz.Diğer videolarda görüşmek üzere ;) Bana ulaşmak için: Facebook ...